Yazı henüz balçık tabletler üzerindeki taze bir izken, Mezopotamya’nın kum fırtınaları arasından yükselen tanrılar; gökyüzünü, yeraltını ve insan kaderinin iplerini ellerinde tutuyordu. Bugün kullandığımız zaman diliminden burçlara kadar pek çok şeyin kökeni, 5.000 yıl önce Mezopotamya tapınaklarında fısıldanan Sümer ilahilerinde saklıdır. Sümer Mitolojisi, medeniyetin beşiği Mezopotamya’da yalnızca insanlığın ilk destanlarına…
Yorumlar kapalıKategori: Güncel
Tarih, bazen iki dudağın arasından dökülen bir fısıltıyla yeniden yazılır. M.Ö. 48 yılının tozlu ve kan kokan İskenderiye’sinde, dünyanın en güçlü generali Jul Sezar’ın ayaklarının ucuna serilen sıradan bir halı, aslında Roma’nın mağrur kılıcını, Nil’in büyüleyici zekasına teslim edecek bir pusuydu. Halının içinden çıkan genç kraliçe Kleopatra, Sezar’a sadece bir…
Yorumlar kapalıÜzerinde sadece el dokuması bir örtü, elinde bir asa ve kalbinde “ahimsa” (şiddetsizlik) yeminiyle yürüyen bir adam… Dünyanın en güçlü ordularının, modern silahların ve devasa bir imparatorluğun karşısında; cebinde parası, elinde silahı ve arkasında hiçbir makam olmayan biri… O, sadece yürüdü… Ama bu yürüyüş, tozlu yollarda atılan adımlardan ziyade, adaletsizliğin…
Yorumlar kapalı1917 yılının Nisan ayında, Petrograd’daki Finlandiya İstasyonu’na yanaşan mühürlü bir tren, sadece Rusya’nın değil, tüm dünyanın rotasını değiştirecek bir ismi taşıyordu. Sürgünden döndüğü o gün, cebinde sadece bir teori değil, tarihin en büyük toplumsal altüst oluşlarından birinin yol haritasını tutuyordu. Bugün, ölümünün üzerinden geçen bir asra rağmen kimileri için bir…
Yorumlar kapalı1919 yılının 15 Ocak gecesi Berlin, sadece bir devrimciyi değil, bir dönemin vicdanını kaybetti. Dipçik darbeleriyle susturulmaya çalışılan o ufak tefek kadının son sözleri aslında bir veda değil, bir meydan okumaydı: “Vardım, varım, var olacağım!” Tarih bazen en sert fikirleri, en ince ruhlu insanların omuzlarına yükler. Bir yandan Avrupa’nın çelikten…
Yorumlar kapalı1979 kışında Tahran sokaklarını dolduran devasa bir öfke, bir monarşiyi devirirken yeni bir dünyanın kapılarını araladığını sanıyordu. Ancak bugün, aradan geçen yaklaşık yarım asrın ardından, aynı sokaklardan yükselen çığlıklar bize bir soruyu fısıldıyor: “Devrim, vaat ettiği özgürlüğü bizzat kendi kurduğu duvarların ardına mı hapsetmişti?” Bu sorunun cevabını bulabilmek, hatta dahası…
Yorumlar kapalıTarihler 1 Ocak 1959 tarihini gösteriyordu. Dönemin Küba Devlet Başkanı Diktatör Fulgencio Batista devrimin maviliğinde nefessiz kalmış, yaşadığı panik ve can havliyle Dominik Cumhuriyeti’ne kaçmıştı. Askeri darbe ile ikinci kez iktidarı aldığı 1952 yılından sonraki süreçte üniversiteyi, basını ve kongreyi denetimi altına alan zalim bir diktatör olmuş ve ekonominin çöküntü…
Yorumlar kapalıSizin sevginiz ve kabulünüz, çocuğunuzun en yüksek notudur. Gelin, şu “süper veli” ve “mükemmel öğretmen” kostümlerini usulca çıkaralım. Onlar, ağır ve sıkan kıyafetler. Onun yerine, çocuğumuzun hayatına huzur ve güven aşılayan, Gerçek veli ve gerçek rehber olalım. O zaman göreceksiniz ki, sırtındaki yük hafifleyen o çocuk, kanatlarını çok daha yükseğe, kendi istediği göklere doğru açacaktır.
Yorumlar kapalıNormal okuma yok ki sen bize nitelikli okumaktan bahsediyorsun, diyenler de olabilir. Seçerek, bilerek, yayınevini, yazarı, yazarın ve yayınevinin beslendiği her türlü değeri yüzeysel de olsa bilerek, araştırarak okumak nitelikli okumanın birinci basamağıdır. Kısacası nitelikli okumak, seçerek, anlayarak, sorgulayarak ve derinlemesine okumaktır.
Yorumlar kapalıUnutmayalım, amacımız sadece karnesinde “90-100” yazan çocuklar değil; hayatı seven, insanı yücelten, seven, sevilen, merak eden ve zorluklar karşısında kendi çözümlerini üretebilen sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmektir. Bu, ancak omuz omuza, samimiyetle mümkün olur. Bugün ödev yok, bugün sadece mutluluk biriktirme vaktidir, selam verip tebessüm dağıtmak ve bulutların neden yağmur taşıdığını anlamaya çalışma vaktidir.
Suçlu aramadan, söylenmeden, oflayıp puflamadan sadece söyleyip yaparak yol almalıyız vesselam!
