1- Misafir varken televizyon açılmamalıdır; çünkü dizi veya film izlemek sohbeti böler ve insanları birbirinden koparır. Odak noktası ekran değil, karşılıklı iletişim olmalıdır.
2- Siyaset, felsefe ve ideoloji konuşulmamalıdır; çünkü herkes aynı düşünmeyebilir ve bu konular ortamı gerebilir. Huzurlu bir sohbet için birleştirici konular tercih edilmelidir.
3- Yüksek sesle konuşulmamalı, çocuklara bağırılmamalı. Misafir önünde hoş karşılanmaz.
4- Fısıldaşmaktan ve gizli konuşmalardan kaçınılmalı. Gizli konuşmalar, misafiri huzursuz eder; güven ortamını tarumar eder.
5- Çocuklar başıboş bırakılmamalı.
Koşturup bir şeyleri kırabilir ya da rahatsızlık verebilirler.
6- Spor tartışmasına girilmemeli.
Maç muhabbeti kısa sürede kavgaya dönebilir. Fanatizm etkili iletişime engeldir.
7- Sosyal medyada reels videoları yüksek ses ile izlenilmemli. Misafir kendisine değer verilmediği düşünülür.
8- Telefonda uzun uzun konuşulmamalı ve aynı şekilde görüntülü konuşma yapılmamalı. Misafir varken başkasıyla ilgilenmek doğru değildir.
9- Aile sırları misafire anlatılmamalı. Söylenen sözler sonradan pişmanlık getirir. Zira kutsal dinimiz ailede mahremiyete çok önem verir.
10- Para, mal mülk konusu açılmamalı.
Kimin neyi var hesabı yapılmaz. Kimse kimseye malını vermez.
11- Geçim sıkıntısından bahsedilmemeli. Sohbet dertleşmeye ve melankoliye dönmemeli. Misafir ikram ettiğimiz çaydan keyif almalıdır.
12- Karı koca arasına girilmemeli. Eşler sonradan barışır, kabahatli misafir olur.
13- Dedikodu yapılmamalı. Arkadan konuşmak ortamın havasını bozar. Zira misafir, “Başkasının arkasından konuşan, benim arkamdan da konuşur, mantalitesine kapılır!”
14- Misafir gelince ev toparlama telaşı yapılmamalı. Misafir kendini yük gibi hisseder. Ev işi değil, misafir önceliklidir.
15- Misafiri acele ettiren söz ve davranışlardan kaçınılmalı. “Saat geç oldu”, “işimiz var” gibi ima eden cümleler kırıcıdır. Misafir kendini istenmiyor gibi hisseder…
Kısaca; evlerimizin kapısını misafire açmak, aslında huzura ve bereketin en saf haline yer açmaktır; çünkü paylaşılan her lokma ve ağırlanan her can, hanemize bırakılan en güzel mirastır.
Selman GÖKÇE, 1986 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesinde doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra, 2010 yılında İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun olmuştur. Akademik kariyerine İşletme ve Uluslararası İşletme alanlarında gerçekleştirdiği yüksek lisans ve doktora çalışmalarıyla devam etmiştir. 2019 yılında İngiltere’deki özel bir üniversiteden Uluslararası İşletme Yönetimi alanında doçentlik unvanını almıştır. GÖKÇE, İş ve Meslek Danışmanlığı, İnsan Kaynakları Yönetimi, Dijital Pazarlama, Dijital Reklamcılık, Tasavvuf ve Âhlak Eğitimi gibi alanlarda uzmanlaşmıştır. Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmış yaklaşık 35 makalesi, 10 bildirisi ve bir kitabı bulunmaktadır. Bu alanlarda yaptığı çalışmalarla akademik camiada öne çıkan bir isimdir. 2020 yılında evlenen GÖKÇE, üç çocuk babasıdır.
