"Enter"a basıp içeriğe geçin

Aylar: Ocak 2020

Anlatmayacağım !

Herhangi bir süper kahramanın gelip dünyanın çıkan çivisini bir vuruşta çakma ve tüm olumsuzlukları yok etme ihtimalinin, halkın birleşerek her geçen gün kendisini yok eden karanlık güçlere karşı mücadeleye başlaması ihtimalinden çok daha yüksek olduğu bir dönemde, toplumsal sorunları ortaya koyup, bu sorunların çözümünü çok iyi bildiği halde kılını kıpırdatmayanları…

Yorumlar kapalı

İletişim teknolojisi ve sosyal medya

Teknoloji hayatımıza girdi gireli çoğu şeyin eski tadı kalmadı. Her şey metal kokuyor. Yediğinden, içtiğinden, konuştuğundan hatta yaşadığından tat alamayan doyumsuz insanlar topluluğuna dönüşür olduk. Elbette ki teknoloji kolaylıktır; fakat yerinde, zamanında ve amacına uygun kullanıldığı vakit… … Teknolojinin insan hayatına en fazla tesir edip yönlendiren kısmı, şüphesiz ki iletişim…

Yorumlar kapalı

Bir virüs, bir kriz

Geçmişten günümüze yakın bir tarihten başlayarak hangi virüslerin yayıldığını ve neler olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda sağlayacağını düşünüyorum. Çünkü sosyal medya ortamında yayılan birtakım haberler virüsten daha hızlı yayıldı. En azından şu anlık bizim ülkemizde görülmemiş olsa da psikolojik olarak herkese yayılır hale geldi. Ve bu yalan yanlış haberler…

Yorumlar kapalı

24 Ocak’ta Uğur Mumcu

Türkiye basın tarihinin en üretken, en akıllı, en analitik olan gazetecilerden biriydi. 27 yıl önce bugün, bir pazar günü, bir hasta ziyareti için çıktığı evinin önündeki otomobiline konulan bombayla acımasızca katledilmişti. Uğur Mumcu’nun 51 yaşındayken katledildiği saldırıda tetikçi olarak kullanılan isimlerin bazıları yakalandı, kimileri yargılandı, kimileri mahkûm edildi, ancak cinayetin…

Yorumlar kapalı

Uygun Adım Özümüze Dönüş

Kaos ve kozmos. Kargaşa ve düzen, evrenin düzeni. Güneşin üzerimize doğduğu, gözümüzü açtığımız her yeni gün, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızdan dolayı, kozmos üzerinde bıraktığımız tahribatın etkisi büyümekte. Sözler ve filler domino etkisi ile kaosu beslemekte. Bugün kaosun adı :Libya, Suriye, İdlib, Doğu Türkistan’daki Çin zulmü, Kubbet’üs-Sahra’nın çektiği çileler… Bugünün kaosunun geleceğe…

Yorumlar kapalı

Dilde Vahdet, Zihinde Tefrika

Müslümanların parçalanmışlığından güç alan Emperyalistlerin bugün için en çok korktukları nokta, Müslümanların ittihad etmesidir. Lafta bir ittihattan ziyade düşünce ve eylemde gerçekleştirilecek bir ittihad, Emperyalizmin sokaklarımızdan ve ruhlarımızdan sökülüp atılması manasına gelecektir. Bunu çok iyi bildikleri için Müslümanların her türlü farklılıklarını, öteki Müslümanlara düşmanlık unsuru olarak göstermeye çabalamaktalar. Nitekim bunu…

Yorumlar kapalı

Türkiye’de öğrenci tipi

Bu sene yüksek öğrenime geçmiş bulunduğumdan dolayı şöyle biraz bizim sistemimizi ve öğrenci tipi açısından biraz inceledim notlarımı aldım ve araştırdım. Eğitim, kişiliğin gelişmesine yardım eden ve onu esas alan, onu yetişkin hayatına hazırlayan gerekli bilgi ve gereksinimini elde etmesine yarayan bir süreç diyebiliriz. Fakat Türkiye’deki eğitim sistemimizi sorgulayan, soru…

Yorumlar kapalı

İyi mi yoksa Kötü mü?

Yaşamının başlarında otçul olan insan, buzul çağının getirdiği zorunluluklar sonrası başladığı avcılık faaliyetiyle birlikte etçilliğe geçtiğinden bu güne hayvanlarda huzur kalmadı. İnsanın hiçbir zaman doymayan her konudaki açlığı, öldürme konusunda da doyumsuzlaştı ve gittikçe artan biçimde vahşileşti. İhtiyacı bir iken yüz öldürdü. İhtiyacı yokken de öldürdü. Zevk için öldürdü. Yetmedi,…

Yorumlar kapalı

Bir sorun var; demokrasi istemiyoruz!

Sokakta kimi çevirip sorsanız “Demokrasi istiyor musun?” diye, kimse istemiyorum demez. “Bunun için çaba harcıyor musun?” diye sorsanız, omuz silkeleyip giderler… Sen ben değilsek, kim koruyacak bu demokrasiyi? Demokrasi, kendisini korumak zorunda olduğunu insanlık tarihinden öğrenmiştir. Yine demokrasi, aslında hukuk sistemini kurmak, anayasal düzeni sağlamak olduğunu da insanlığa öğretmiştir. Dikkat…

Yorumlar kapalı

Milliyetçiliğin absürde hali: Suriye’ye ve Libya’ya asker gönderilmesi meselesi üzerine birkaç kelam…

İki buçuk yıla yakındır köşe yazıları yazıyorum. Kimi vakit sakin bir edayla yazıyorken, bazense sinirle kalemi elime alıyorum. Şükürler olsun ki şu ana kadar doğru bildiklerimi yazmakta bir an olsun tereddüt etmedim. Dilerseniz kendi güzellememi geçeyim ve asıl konuyu ele alayım. Öncellikle şu bilgiye sahip olmanızda yarar var, diye düşünüyorum:…

Yorumlar kapalı