Tarih, bazen iki dudağın arasından dökülen bir fısıltıyla yeniden yazılır. M.Ö. 48 yılının tozlu ve kan kokan İskenderiye’sinde, dünyanın en güçlü generali Jul Sezar’ın ayaklarının ucuna serilen sıradan bir halı, aslında Roma’nın mağrur kılıcını, Nil’in büyüleyici zekasına teslim edecek bir pusuydu. Halının içinden çıkan genç kraliçe Kleopatra, Sezar’a sadece bir…
Yorumlar kapalıFikir Kazanı Yazılar
Üzerinde sadece el dokuması bir örtü, elinde bir asa ve kalbinde “ahimsa” (şiddetsizlik) yeminiyle yürüyen bir adam… Dünyanın en güçlü ordularının, modern silahların ve devasa bir imparatorluğun karşısında; cebinde parası, elinde silahı ve arkasında hiçbir makam olmayan biri… O, sadece yürüdü… Ama bu yürüyüş, tozlu yollarda atılan adımlardan ziyade, adaletsizliğin…
Yorumlar kapalıRahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Bu makale, İslam düşüncesinde Usul-u Din’in temel esaslarından biri olan adalet ilkesini, Hz. İmam Rıza’nın (as) meşhur “ceylanın kefili olma” mucizesi bağlamında yorumlamayı amaçlamaktadır. Ceylanın İmam’a sığınması, süt vermek üzere izin istemesi ve söz vererek geri dönmesi, sadece bir menkıbe olarak değil, aynı zamanda…
Yorumlar kapalı1917 yılının Nisan ayında, Petrograd’daki Finlandiya İstasyonu’na yanaşan mühürlü bir tren, sadece Rusya’nın değil, tüm dünyanın rotasını değiştirecek bir ismi taşıyordu. Sürgünden döndüğü o gün, cebinde sadece bir teori değil, tarihin en büyük toplumsal altüst oluşlarından birinin yol haritasını tutuyordu. Bugün, ölümünün üzerinden geçen bir asra rağmen kimileri için bir…
Yorumlar kapalıSiz hiç toprağa ekilmeden, sadece döküldüğü betonun üzerinde kanla sulanan bir çiçek gördünüz mü? 20 Yanvar (Ocak) sabahı Bakü sokakları, binlerce kırmızı karanfille sadece bir sistemin meşruiyetinin can vermesine tanık olmuyor, bir ulusun yeniden doğuşunu selamlıyordu. Dünya askeri tarihi pek çok işgal gördü, ancak çok azı 20 Yanvar’daki kadar büyük…
Yorumlar kapalıDünyadan, Bizden ve Ötelerden Okumaya Dair Uygulamalar! Kalbi ve zihni kelimelerle inşa eden bir medeniyet okuması yapabilir miyiz? Kim bilir? Dünya üzerinde eğitimde zirveye yerleşen ülkelerin başarısı, kütüphane raflarındaki tozlu sayfaların hayatın tam merkezine indirilmesinde gizlidir. Okumak için kitap ve kütüphane bulamadığımız zamanları yaşayanlar şimdiki bolluğun kıymetini çok iyi anlayacaklardır.…
Yorumlar kapalı1919 yılının 15 Ocak gecesi Berlin, sadece bir devrimciyi değil, bir dönemin vicdanını kaybetti. Dipçik darbeleriyle susturulmaya çalışılan o ufak tefek kadının son sözleri aslında bir veda değil, bir meydan okumaydı: “Vardım, varım, var olacağım!” Tarih bazen en sert fikirleri, en ince ruhlu insanların omuzlarına yükler. Bir yandan Avrupa’nın çelikten…
Yorumlar kapalı“Onlardan birine, kız çocuğu olduğu müjdelendiğinde, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. Aldığı bu haber üzerine toplumdan gizlenir. Aşağılanmayı göze alıp onu yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün, karar veremez. Dikkat edin, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!”“Şüphesiz çocuklarını cehaletle öldürenler ziyana uğradılar.” (Nahl, 16/58-59)
Yorumlar kapalı1979 kışında Tahran sokaklarını dolduran devasa bir öfke, bir monarşiyi devirirken yeni bir dünyanın kapılarını araladığını sanıyordu. Ancak bugün, aradan geçen yaklaşık yarım asrın ardından, aynı sokaklardan yükselen çığlıklar bize bir soruyu fısıldıyor: “Devrim, vaat ettiği özgürlüğü bizzat kendi kurduğu duvarların ardına mı hapsetmişti?” Bu sorunun cevabını bulabilmek, hatta dahası…
Yorumlar kapalı
