"Enter"a basıp içeriğe geçin

Herkes Konuşuyor, Kimse Dinlemiyor

Bir süredir herkesin söyleyecek bir şeyi var.

Sosyal medyada herkes haklı, herkes uzman, herkes bir konuda fikir sahibi. Birkaç saniyelik videolarla hayatlar anlatılıyor, birkaç cümleyle insanlar yargılanıyor, birkaç fotoğrafla mutluluk ölçülüyor.

Fakat bütün bu gürültünün içinde tuhaf bir sessizlik var:

Kimse gerçekten kimseyi dinlemiyor.

Çünkü artık dinlemek için değil, cevap vermek için konuşuyoruz.

Bir insan derdini anlatırken onun cümlesinin bitmesini beklemiyoruz. Vereceğimiz cevabı zihnimizde çoktan hazırlıyoruz. Karşımızdakinin ne hissettiğini anlamaya çalışmak yerine, kendi düşüncemizi kabul ettirmeye uğraşıyoruz.

Belki de çağımızın en büyük yalnızlığı burada başlıyor.

İnsanların çevresi hiç olmadığı kadar kalabalık. Telefonlarımızda yüzlerce kişi, sosyal medya hesaplarımızda binlerce takipçi var. Ama gerçekten “Nasılsın?” diye sorulduğunda vereceğimiz cevabı merak eden kaç kişi var?

Üstelik artık mutsuzluğumuzu bile gizlemeyi öğrendik.

“İyiyim.”

İki kelime.

Bazen bir insanın söyleyebildiği en büyük yalan.

Çünkü güçlü görünmek zorundaymışız gibi davranıyoruz. Yorulduğumuzu söylemek zayıflık, kırıldığımızı göstermek güçsüzlük, yardım istemek başarısızlık sanılıyor.

Sonra herkes kendi içinde biraz daha susuyor.

Bir toplumun yalnızca ekonomik olarak değil, duygusal olarak da yorulabileceğini unutuyoruz. İnsanların birbirine tahammülünün azalması, öfkenin sıradanlaşması, küçücük bir anlaşmazlığın büyük bir kavgaya dönüşmesi belki de tesadüf değil.

Hepimiz biraz yorgunuz.

Ama yorgunluğumuzu birbirimize gösteremediğimiz için birbirimizi anlamak yerine birbirimize kızıyoruz.

Oysa bazen karşımızdaki insanın ihtiyacı bir tavsiye değildir.

Bir çözüm de değildir.

Sadece dinlenmektir.

Yargılanmadan, küçümsenmeden, sözünün ortasında kesilmeden…

Belki de bugün birbirimize verebileceğimiz en değerli şey birkaç dakikalık gerçek bir dikkat.

Telefonu masaya bırakmak.

Gözlerinin içine bakmak.

“Anlat.” demek.

Ve gerçekten dinlemek.

Çünkü insanı insana bağlayan şey aynı düşünmek değildir.

Aynı duyguyu anlamaya çalışmaktır.

Belki dünyayı bir anda değiştiremeyiz.

Ama bir insanın gününü değiştirebiliriz.

Bazen bunun için büyük cümlelere gerek yoktur.

Sadece susmak ve karşımızdakini dinlemek yeterlidir.

Çünkü herkesin konuştuğu bir dünyada,

gerçekten dinleyen insan, sandığımızdan çok daha değerlidir.