"Enter"a basıp içeriğe geçin

Fikir Kazanı Posts

Deprem, Türkiye ve İran

Geçtiğimiz pazar günü Irak Kürdistan’ının Süleymaniye kentinde 7.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Bağdat, Kerkük ve Erbil’de deprem şiddetli hissedildi. Irak ve İran sınırında hissedilen deprem ülkemizin ise Güney Anadolu Bölgesi’nde hissedildi. Diyarbakır, Mardin, Hakkari, Gaziantep başta olmak üzere Güney Anadolu’da birçok şehirde deprem hissedildi. Deprem en çok İran’ı etkiledi özellikle…

Yorumlar kapalı

Suudi Arabistan’da Yaşanan Son Gelişmeler

Geçtiğimiz bir hafta içerisinde Suudi Arabistan’da sıcak gelişmeler yaşandı. Suudi Arabistan’ın Lübnan’da Hizbullah’a karşı desteklediği Saad Hariri, geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan’a bir ziyaret gerçekleştirdi ve Arabistan’da istifa açıklaması yaptı. Yaptığı istifa konuşmasında İran ve Hizbullah’a yüklenen Hariri  ‘İran’ın bölgedeki elleri kesilecek’ deyip istifa etti. Kendisine suikast girişiminin olduğunu söyledi. Ne…

Yorum Bırak

Ercan Fazla Yüksel’miş!

Öncelikle 10 Kasım münasebetiyle Gazi M. Kemal ATATÜRK’ü anıyor, küçülerek büyüyen bir ülke olan Türkiye için yaptıklarından ötürü şükranlarımı sunuyorum. Hasta yatağındayken, kendisini ‘‘tedavi’’ etmeye çalışan doktora vermiş olduğu ÖKE (Özgürlük, Kardeşlik, Eşitlik) soyadı ile bizlere iletmek istediği mesajı tüm ruhumuzla idrak edebilmemizi temenni ediyorum. Bildiğiniz üzere Diyarbakır Büyükşehir Belediye…

Yorumlar kapalı

Referandumun Ardından

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin referandum kararı almasından sonra Irak’ın içinden çıkacak Kürdistan devletinin Türkiye’ye bir tehdit teşkil etmediğini bende dâhil olmak üzere birçok Kürt referandum süresince dile getirdi. Türkiye, Irak’ın içinden çıkacak devletin bir tehdit olduğunu düşünerek referanduma karşı çıktı. Referandum tarihi yaklaştığında ise açıklamalarımız daha da sertleşti. İki sene önce…

Yorumlar kapalı

Anlatmak İçin Nasıl Hatırladığın Önemlidir

Anlatmak İçin Nasıl Hatırladığın Önemlidir “Yazmak, bir yazarın tüm yaşamıdır. Yazmak içimizdedir, yaşamdır. Kalemi elimden almasınlar tek, on beş yıl tutsaklığa katlanırım” demiştir, Dostoyevski. Onun için yazmak, yaşamaktır. Gabriel Garcia Marquez ise biraz daha farklı düşünür. Onun için yaşamak anlatmak içindir. Hayat, insanın yaşadığı değildir. Aslolan hatırladığı ve anlatmak için…

Yorumlar kapalı

Lazım olan sakinlik ve sadelik, bir de akıl ve ruh sağlığı

Dükkanı kapatmak için hazırlık yaparken bir de baktım bizim arkadaş(kedi) dışarıda bulunan koltuklardan birinin üstünde uyku aşamasına geçmiş. Beni farkedince dedim ki: diğer tarafı toplayana kadar biraz daha uzan ama kusura bakma, birazdan kaldırmak zorundayım. Söylediğimi anlamış gibi yavaşça indi ve kendisini ürkütmemek için ağır hareket etmemin güvenilirliğini hissederek kaçmadan kenardan…

Yorumlar kapalı

Bir Sitem Bir Ara !

Uzun süredir el ayak çekmeyi düşünmeye başladım, bir kıymeti yok. Dediklerimin hiçbirinin hiçbir karşılığı maalesef olmadı, olmuyor. Amacım neydi, nereye geldim ve nelerden korkuyorum? Bir bilseniz…   Karşılıktan kastım şunlar değil: Yeterli sayıda okunma, dediklerimi yorumsuz kabullenme, eleştirilme, sevilememe, desteklenmemek… Bunlar yapıldı veya yapılmadı diye değil. Karşılıktan kastım eskiden yapıp…

Yorumlar kapalı

Hız ve Haz Çağının Popüler Akımı: Deizm

Hız ve haz çağı diye de tanımlanan modern çağın en önemli problemlerinden biri inançla ilgili herhalde. Sadece ülkemizde değil dünyanın pek çok yerinde karşılaşılan bu problem esasında toplumların kökünü dinamitlemeye aday. İnsanlığın yüzyıllardır oluşturduğu kültür ve medeniyet birikimini de ciddi şekilde tehdidi altında bulunduran bu probleme henüz tam olarak bir…

Yorumlar kapalı

Eğitilemeyen eğitim sistemi

Uzun bir aradan sonra göz açıp kapayana kadar geçti onca zaman. Geride bıraktıklarımızın özlemi dışında bir sıkıntımız yok çok şükür. Çocuklar yeni okullarına, biz yeni memleketimize alışmaya başladık. Alışmaya çalıştığımız en önemli konulardan biri de Türkiye’deki eğitim sistemi. Daha doğrusu oturtulamamış eğitim düzeni…

Uzun okul saatleri ve sonrasında kurslar, en tuhafı ise cumartesi okulun olması. Sanki bunlar 9-10 yaşlarında çocuk değil de yarışmalara hazırlanan yarış atları. O kurs senin, bu sınav benim koşturup duruyorlar. 5. Sınıfa giden bir çocuğun, özellikle vurguluyorum “bir çocuğun” akşam eve gelmesi saat beşi buluyor. Ve ödevdi, test kitaplarıydı derken yatağa zor düşüyor, hayatından koca bir gün eksiliyor.

Anlayamadığım şey ise, bu yaştaki çocuklar ne zaman sokağa çıkıp saklambaç oynayacak? Ne zaman bahçedeki kediyi sevip, arkadaşlarıyla top koşturacak? Küçücük çocukları okuldan soğutmak için her önlem alınmış mı dersiniz?

“Bu kadar uzun okul saatleri ve neden hafta sonu okul var?” diye sorduğum zaman ise cevaplar hep aynı: “Müfredata yetişemiyoruz” diyor yetkililer. Buradan Millî Eğitim Bakanlığı’na seslenmek istiyorum: Bu nasıl bir müfredatt ki, bu yaştaki çocuklara zaman bırakılmıyor?

Oysa bizler böylemi büyüdük? Okuldan gelir gelmez atardık kendimizi sokağa. Yağ satardık, bal satardık ama “Çok dersim var!” Diye ağlamazdık. Yakan top oynar, saklambaç oynar “Haftaya deneme sınavı var” diye strese girmezdik. Cumartesi okula değil, şehire kurulan panayırlara ve pikniklere giderdik. “Yarın okul var” diye sıkıntıdan uykumuz kaçmaz, aksine önlüklerimiz baş ucumuzda yatardık… Biz okulu, okul da bizi severdi inanın!

9-10 yaşlarında “Hangi okula puanım yetip girebiliriz?” diye değil, “Öğretmenin gözüne nasıl girebiliriz?” diye düşünürdük.

O yaşta sırtımıza dağlar kadar yük yüklenmezdi bizim. İçi kitap dolu çanta ağırlıktan belimizi bükmezdi taşırken. Çünkü biz çocuktuk, tek derdimiz sarı saçlı bebekler, siyah beyaz lastik toplardı. Sahi ne yaptınız bu çocuklara böyle? Onların elinden çocukluklarını aldığınız için mutlu musunuz? Çocuklarınız mutlu mu?

İşin komik tarafı ise aileler gayet memnun hayatlarından. Aman boş zamanları kalmasın da başları ağrımasın diye, o ders senin, bu kurs benim sürüklüyorlar çocukları. Edebiyatı, matematiği tamam da çocuk olmayı ne zaman öğrenecekler? Hayvanları sevmeyi, doğayı korumayı, merhametli olmayı kitaplardan mı okuyacak bu çocuklar? İnsan olabilmeyi hangi kitapta bulacaklar?

Yapmayın! Bu yaştaki çocuklarınıza bunu yapmayın! Almayın ellerinden çocukluklarını, kimsenin de almasına izin vermeyin! Bırakın çocuk olsunlar, tıpkı gerektiği gibi… Bu anlayamadığım müfredatlarınızı lütfen daha iyi gözden geçirin. Ne yaparsanız yapın ama çocukların çocuk olmalarını engellemeyin!..

O koşuşturmalarda ne çocukluklar, ne çocuklar kayboluyor farkında mısınız? Her yaşın ayrı güzelliği vardır. Bu yaştaki çocukların tek derdi ders olmamalı, alacağı notun hesabı olmamalı!..

Bunları şikâyet olsun diye yazmıyorum. Aksine unuttuğunuz çocukları hatırlamanız için yazıyorum. Şimdi diyeceksiniz ki: “Bütün bunlar, onların iyiliği ve geleceği için.” Hayır, bütün bunlar sizin olmasını istediğiniz çocuk modeli için.

Onlara sormadan, yaşadıkları masal dünyalarından koparıp, hayallerini ve oyunlarını ellerinden almak mı gelecek hazırlamak? Kim olduk biz böyle? Hani yüreklerde yaşayan bir çocuksa

Yorumlar kapalı

Evrende Kısa Bir Yolculuk

Her sabah kalkıyoruz, hazırlanıp işimize veya okulumuza gidiyoruz. Aklımızda o gün veya gelecekle ilgili planlarımız var. Bunu böyle yapacağım, şunu şöyle yapacağım. Her şey yolunda görünüyor. Güneş tepede her yeri aydınlatıyor ve dünyamıza yaydığı ısı ve ışık ile hayat veriyor. Dünyada hem kendi ekseninde hemde güneş ekseninde olması gerektiği gibi…

Yorumlar kapalı