"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sözden Hâle Yansıyan Davranışlar ve Akran Nezaketi

Küçük ama anlamlı bir “Teşekkür ederim.” cümlesi, samimi ve güler yüzle verilen bir selam, o gün kendini yalnız hisseden ve yalnız kalmış bir arkadaşınızın yanına oturmak…

Küçük görünen bu örnekler, normal hayatta olduğu gibi okul hayatında da büyük anlamlar taşır. Okul sadece derslerin öğrenildiği bir yer değildir. Çocukların birbirilerine saygı duymayı, birlikte yaşamayı, yardımlaşmayı öğrendiği bir ortamdır.

Bahar Eriş’in “TeacherX” platformundaki “Akran Nezaketi” ile ilgili çalışması, sağlıklı arkadaş ilişkilerinin önemini ortaya koyuyor. Sunumda sözel, fiziksel ve ilişkisel zorbalık ele alınıyor.

Dedikodu, kalp kıran sözler, arkadaşını gruptan dışlama, alay etme gibi davranışların çocukları nasıl etkilediğine dikkat çekiyor. Dikkat çekmekle kalmıyor ve yaşam sahasından da somut örneklere yer veriyor.

Okula gitmekten korkma, isteksizlik, yalnız kalma ve ders başarısında düşüş gibi belirtiler de yaşanan sorunların işareti olabiliyor. Ebeveyn tutumları ve arkadaş grupları da bu süreçte etkili olabiliyor.

Sunumda “Akran Nezakete Kulübü, Nezaket Kutusu, Nezaket Elçileri, Nezaket Dedektifleri, Nezaket Panosu ve Dostluk Bankı” gibi uygulamalar detaylı olarak anlatılıyor. Bu çalışmalar, zorbalığı önlemenin yanında çocuklara olumlu ve etkili davranışlar kazandırmayı da amaçlıyor.

Sunumdan sonra aklımda kalan soru şu oldu:

“Çocuklara yalnızca zorbalığın yanlış olduğunu söylemek yeterli midir?”

Ası mesele bu. Yani nezaketi anlatmak kadar yaşamak ve yaşatmak da önemlidir. Çünkü çocuklar, büyüklerin sözlerinden ziyade hallerini örnek alır ve öğrenirler.

Her halimizde olmalı ve günlük hayatın parçası olarak kendisine yer bulmalı. Okullarda “Nezaket Haftası” düzenlenebilir. Öğrenciler nezaket konulu slogan afişler hazırlayabilir, nezaketle ilgili atasözleri ve deyimler araştırılıp yeni deyimler ve atasözleri uydurulabilir.

Bizim kültürümüzde, Osmanlı döneminde ve Japon toplumunda görülen selamlaşma ve saygı gelenekleri incelenerek bunlarla ilgili “Geleneksel Nezaket Günleri” uygulanabilir. Selamlaşan iki insanı, teşekkür eden bir çocuğu veya yaşlı birine yardım eden öğrencileri gösteren Nezaket Maketleri hazırlanabilir. Basit gibi görünebilir ancak bu süreci yaşayan bir öğrenci için kesinlikle birçok güzel kazanıma vesile olacaktır.

Okul kütüphanesinde on beş dakikalık şiir, akrostiş ve kısa paragraf yazma etkinlikleri yapılabilir. Öğrenciler kısa, kargacık burgacık yazılarla nezaket hikayeleri yazabilirler. Nezaket konulu tabu oyunları geliştirilebilir, bahçede oynanabilecek yeni nezaket etkinlik ve oyunları tasarlanabilir.

Öfkelendiğimizde kötü sözler yerine hangi ifadeleri kullanabileceğimiz konusunda bir yarışma, etkinlik, çalışma düzenlenebilir. Böylece öğrenciler hem üretir hem de günlük hayatta kullanabilecekleri davranışlar öğrenir.

Akran ilişkilerini güçlendirmek ve akran nezaketini çoğaltmak, öğrencilerin birbirleriyle kurduğu iletişimle başlayacaktır. Argo, alay, küçümseme ve aşağılamanın şaka adı altında normal hale gelmesine izin verilmemelidir.

Sınıf içinde basit, anlamlı iletişim ve nezaket kuralları belirlenebilir. Belirlenmişse uygulanabilir.

Dinlemek, farklı düşüncelere saygı göstermek, istemediğimiz bir şakanın sürdürülmemesi, hata yapan arkadaşımızı küçük düşürmemek…

Bu kurallardan bazıları olabilir.

Evet, bu anlayışı zenginleştirmek için farklı çalışmalar yapılabilir.

Selam dostum, merhaba kardeşim gibi sıcak selamlaşma örneklerini her gün kullanmak, oyunlarda ve günlük sorunlarda birbirlerine destek olmak, haftada bir gün okul çıkışında otuz dakika ayrılarak o hafta derslerde anlaşılmayan bir veya iki ders konusunu akranıyla birlikte çalışmak.

Uygun bir ortamda haftada bir ders saati, öğrencilerin birlikte oturup konuşmasına, muhabbet etmesine ayrılabilir. Amaç sıcak samimi bir ortamda birbirlerini dinlemeleri ve arkadaşlıkların pekiştirilmesi.

Haftada bir gün gönüllü öğrenciler küçük ikramlarda bulunabilir. Her hafta bir öğrencinin ikramı gönüllüler arasında muhabbete vesile olur. Vermeyi, ikram etmeyi yaşayarak öğrenmiş olur.

Olumlu şakalar yapma, dışlamama, sınıfta teneffüste alay etmeme ve birbirine saygı gösterme ilkeleri benimsenir.

Yeni gelen, arkadaş edinmekte zorlanan veya oyunların dışında kalan öğrenciler de unutulmamalıdır. Öğretmenin takibinde ortak oyunlar ve grup çalışmaları neden düzenlenmesin?

Bahçede arkadaş arayanlar için dostluk bankı yerleştirilebilir ancak bunun bazı sakıncaları da dile getirilmiştir. Fikir biraz daha olgunlaştırılıp başka şekillerde değerlendirilebilir. Kitap okumayı seven öğrenciler için “Kitap-daş Bankı” oluşturulabilir. Öğrenciler de hem kitap üzerine hem de genel konuları konuşabilirler. Bu bir fırsat olabilir.

Maç zamanı, hiçbir öğrencinin kendini dışlanmış veya yalnız hissetmediği, isteyen herkesin katılabildiği kapsayıcı bir ortam oluşturulmalıdır.

Zorbalığı önlemek ve nezaketi görünür, yaşanır kılmak için Bahar Eriş’in sunumundaki “Nezaket Kutusu” uygulaması kolayca hayata geçirilebilir.

Nasıl Yapılacak?

Öğrenciler gün içinde yaptıkları veya şahit oldukları güzel nezaket davranışlarını minik bir kâğıda yazarak kutuya bırakır.

Törende veya konferans salonunda bu örnekler okunur. “Bugün iki arkadaşıma teşekkür ettim.” veya “Bugün oyuna alınmayan bir arkadaşımı oyuna davet ettim.” gibi cümleler, güzel nezaket örneklerinin fark edilmesini ve alışkanlığa dönüşmesini sağlayabilir.

Nezaket Elçileri de seçilebilir.

Bu tür görevler sınıftaki baskın karakterli, popüler öğrencilerden ziyade herkese verilmeli ve bir dönüşümlü uygulama başlatılmalıdır.

Nezaket konulu resim yarışması, nezaket panosu ve nezaket sloganları-fıkraları-şiirleri de bu konuyu destekleyebilir. Atılan zarlara göre nezaket davranışı canlandırılabilir. Bununla ilgili oyunlar oynanabilir.

Zorbalıkla mücadelede özellikle çocuklara kulak vermek gerekir. Çocuğun okula gitmek istemeyişi, yalnızlaşması, derslere katılımın azalması gibi önemli değişiklikler fark edildiğinde zaman kaybetmeden öğrenciyle konuşulmalı ve ihtiyaç durumunda rehberlik servisi, okul yönetimi ve aile ile iş birliği yapılmalıdır.

Koridorlar, tuvaletler, lavabolar gibi daha az gözlenen alanlar da okulun güvenlik planında değerlendirilmelidir. Evet, her anlaşmazlık elbette ki zorbalık değildir ancak tekrarlanan ve güç eşitsizliği içeren davranışlar kesinlikle ele alınmalıdır.

Çocuklarımıza sınır koymayı öğretirken daha doğrusu “haddini bilmeyi” öğretirken başkalarının sınırlarına saygı duymayı da öğretmeliyiz. İyi niyetli olmak başkasının özel hayatına doğrudan karışma hakkını vermez. Her öğrencinin bedenine, eşyasına, düşüncesine ve kişisel alanına saygı duyulmalıdır.

Kısacası nezaket olarak bunlar hepimizin sorumluluklarıdır. Nezaketin kalıcı olması, yaşam alanı bulması için okulda basit bir yıllık plan hazırlanabilir. Her ay selamlaşma, yardımlaşma, paylaşma veya dışlamayı önleme gibi bir konu seçilebilir.

Öğrencilerle birlikte değerlendirmeler yapılarak hangi davranışların iyileştiği, geliştiği konuşulabilir. Öğretmenlerin ve ailelerin de çocuklara örnek olması önemlidir. Çünkü nezaket sadece çocuklardan beklediğimiz bir davranış değildir

Bahar Eriş’in sunumu, okulda daha güvenli ve sıcak bir arkadaşlık ortamı oluşturmak için pek çok fikir sunuyor. Bunları hayata geçirmek için büyük bütçelere gerek yok. Bazen bir kutu, bir bank, kısa bir sohbet veya içten bir selam yeterlidir.

Önemli olan, yapılan etkinliklerin göstermelik kalmamasıdır. Çocuklar nezaketi yalnızca afişlerde görmemeli, günlük yaşamlarında da hissetmelidir.

Nezaket küçük bir davranışla başlar.

Bir okulun kültürüne dönüştüğünde ise herkes için daha güzel bir dünyanın kapısını aralar.

Denemeden bilemeyiz.

Atılan her küçük adım büyük bir zaferin habercisi olacaktır.

Kısacası, bu nezaket uygulamalarını her daim görünür kılmalı, hayatın doğal bir parçası hâline getirmeliyiz. Elbette burada sözünü ettiğimiz örnekleri pek çok öğretmen, farklı zamanlarda ve farklı ortamlarda zaten hayata geçirmeye çalışıyor.

Bizim gayemiz, güzel davranışların daha fazla yaşam alanına ulaşmasını sağlamak; bu konuda eksik kalan gönüllere dokunmak ve nezaketin onların davranışlarında da kök salmasına vesile olmaktır.

Biz Amerika’yı yeniden keşfetmiyoruz. Niyetimiz, zaten var olan güzellikleri çoğaltmak, iyi örneklerin eğitim ortamlarına hâkim olmasına katkı sunmak ve nezaketi yalnızca anlatılan bir değer olmaktan çıkarıp yaşanan bir kültüre dönüştürmektir.

Bizim derdimiz, bu meseleleri dert edinmektir. Bir gönle dokunmak, bir yürekte iyiliğe yer açmak ve belki de bir deniz yıldızının hayatını değiştirebilmektir. Çünkü bazen bir davranış, bir söz, küçücük bir incelik bir insanın dünyasında büyük bir değişimin başlangıcı olabilir.

Vesselam…