"Enter"a basıp içeriğe geçin

Bugün 23 Nisan!

Bugün 23 Nisan!
Hani, ‘Her insanın içinde bir çocuk vardır’ derler ya! Ne kadar doğru bir söz!

Bir dede olarak benim de içimde; zıp zıp zıplayan, hayalleri, tutkuları, sevinçleri, coşkuları, tutturması olan, sık sık konuştuğum, bazen azarını işitip ders aldığım bir çocuk var.

Her 23 Nisanım ona özel bir gündür, o günde; içimdeki o kıpırtıya, 60 yıl öncesinden bugüne ses veren o çocuğa doğru yola çıkar, onu dinler, onu okşar, onunla oynar, onu daha çok duyumsarım.

Bazen içimdeki o ‘yavru’ ile konuşup, dedeliğim gereği düşündüğümde: İnsanlar ve evcil-yabani tüm hayvanlar için yavruların en kıymetli olduğunu gerçeği ile karşılaşırım. Aslında: “Her canlının en kıymetlisi yavrularıdır” yargısıyla düşünmeye başlamıştım, fakat bundan vazgeçtim. Çünkü ağaçlar, otlar, suda yaşayan canlılar yavrularını nasıl sever, onları nasıl koruyup kollarlar pek bilmiyorum. Buna karşın insanlar, evcil-yabani tüm hayvanlar için yavruların en kıymetli olduğunu, herkes gibi ben de biliyorum.

***

Bugün 23 Nisan!

Yüz bir yıl önce özgürlüğüne kavuşan Türkiye Cumhuriyeti Meclisi, tam yüzyıl önce toplanıp bugünü: “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak kabul etmiş.

Nisan ayı!.. Ne güzel bir tesadüf:

Çünkü, Nisan; baharın en süslü, en coşkulu, sevinç çığlıklarının en çok yükseldiği bir ay. Havada, suda, toprakta canlıların; filizlerle, çiçeklerle, fidanlarla, yumurtalarla, yavrularla coşku içinde çoğalma zamanı.

23 Nisan, yılın en coşkulu günlerinden birisi bu güzel günü, insanların en kıymetlisi çocuklarına adayıp dünyaya örnek olmak ne güzel bir karar!

Ülkeye ve dünyaya sevgi, saygı, dayanışma ve barışı fısıldayan bir karar.

***

Bugün 23 Nisan!

Bu ülke, 101 yıl önce padişah buyruklarını yok sayıp, demokrasi demiş.

Bu bayramın ilk kutlama gününde doğmuş olanlar şimdi 100 yaşında…

O halde elimizi çenemize koyup düşünelim lütfen:

101 yıldan beri neden insan olarak; barışın ve güvenliğin olduğu, insan hakları özgürlüklerin mutluluğa dönüştüğü bir ülke olamadık?

Niçin suç ve suçlular korunuyor?

Niçin çocuk hakları, kadın hakları, insan hakları yok sayılıyor?

Çocuk Hakları Sözleşmesinin 3. maddesine Türkiye’nin koyduğu ‘çekince’ neden kaldırılmıyor?

Niçin insanlık mirası erdemler yok ediliyor?

Niçin çocuk heyecanları, öfke, kin ve nefrete dönüştürülüyor?

Niçin ülke kaynaklarımız insanlarımızın refahı için değil de bir azınlığa peşkeş çekiliyor.

Demokrasilerin en vazgeçilmezi olan yasama-yürütme-yargı bağımsızlığı niçin yok oldu?

Hani, padişah buyruğundan demokrasiye geçmiştik!

Hani, Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletin idi!

Hani, Büyük Millet Meclisi milletin temsilcisiydi!

Peki, Tek adam yönetimi nereden çıktı?

***

Ülkemizde bunlar, bunlar, bunlar… yaşanırken…

Bugün 23 Nisan!

Çocuklara yokluk, yoksulluk, cehalet dışında bir şey bırakmamışken…

30-40 yıl sonra doğacak torunlara, milyar dolarlar borç bırakmışken…

Söyler misiniz, nasıl coşkuyla dolup, sevinir insan?

Emin Toprak- DOSTÇA