"Enter"a basıp içeriğe geçin

Bu Ülke Hepimizin

Bizler farklılıklarıyla var olan bir ülkeyiz. Zor ve zahmetli günlerin meşakkatinde dahi birbirini kucaklayanların ülkesiyiz.

 

Hain darbe girişimine yazımı kaleme almam itibariyle bir gün var. Hainlerin planının boşa çıktığı, halkın birbirine sarıldığı bir ülkeyiz.

Laik, muhafazakar, demokrat, şeriatçı… Hepsinin olduğu bir ülke. Olumlu/olumsuz herşeye rağmen dirayetli bir şekilde yoluna devam edenlerin ülkesiyiz.

 

Tüm sözcükleri zorlayarak ifade ettiğim güzel ülkem Türkiye Cumhuriyeti hepimizin evidir. Dillerimizin farklılığı, dinlerimizin ayrı oluşu, düşüncelerimizin kendi dünya görüşündeki farklılığı… Herşey bu evin (Türkiye’nin) kapısını, duvarlarını (düşünce ve duygularını) güçlendirmek için olmalıdır. Ve bunun da tam zamanı.

 

Ama en öncesinde bu ülke lümpenlerin beslendiği, dalkavukların geçindiği bir ülke değildir. Ve onların olmayacaktır. Evdeki hesapları çarşıda bertaraf olacak. Her zaman bozguna uğratılacaklardır.

 

Zor dönemlerden geçiyoruz. İmtihanımızla  bir direnişteyiz. Kimileri kimliklerle insanları birbirine katma telaşı içindeyken  kimileri de yazarak, çizerek, okuyarak ve düşünerek birliği sağlamak için bir çaba harcıyor. Hangi tarafın kazanacağını zaman gösterecek. Tabi bu zaman dilimi içerisinde ülkesini sevdiğini iddia eden herkesin (iyilerin) mücadelesi çok büyük bir önem arz etmektedir. İdeolojik olarak farklı düşünüyor olabiliriz. Bu farklılık bizim için, ülke için bir değer olmanın ötesinde başka bir şey değildir.

 

Eğer güçlü ve imtihanını başarıyla bitiren bir ülke istiyorsak. Nasıl düşünürsek düşünelim birbirimize karşı var olan saygımızı yitirmemeliyiz. Unutmayalım ki ülke olmadan ideolojiler de olamaz. Olsa dahi bir kıymeti harbiye’si olmaz. Bizler farklılıklarıyla birlikte olan Türkiye’yiz. Yarınlarda daha büyük bir ülke olmak istiyorsak birbirimize hoşgörülü davranmak zorundayız. Bizleri ırk, dil, din ve mezhep tuzağına çekenlere karşı ayık olmaktan başka çare yoktur. Kazılan kuyulara hoşgörü yoluyla onları bu tuzaklarına gömmeli.

 

Yazının sonlarına gelirken özellikle ifade etmek istediklerim var. Her birey kendisini öz eleştiriye tabi tutmalı. Herkes kendi ülkesi için ne yaptığını sorgulamalı. Bu dediklerim ve daha nicesini yaparsak. Bu ülke hepimizin dediğim bireylerden olacağız (siz değerli okurlarıma bir kitap önerisinde bulunmak istiyorum. “Herşey Seninle Başlar.” Adlı kitabı okumanız ümidiyle). Unutmayın bu ülke hepimizin.

26.10.1998 tarihinde hayata gözlerimi açmışım.
“Hepimiz bir dünyanın ortak vatandaşlarıyız.” Bundan dolayı ırk, dil, din, memleket… Önemsiz (en azından benim için).