İçimde hiç dinmeyen adım adım yüreğimden bedenime nükseden bu yorgunluk; zamanla beni tüketen,ruhumu öldüren bir parçam haline geldi.Sızısını hissetmek geri kalan hissedemediğim bütün duygulara karanlık ışığını tutmakta sanki.Uyandığımda bedenimde oluşan o derin soğuk her nefes alışımda yüreğime batan sızı kadar keskin. Ruhun öldüğünde derin bir acı duyman olanaktır ama duyumsadığın…
Yorumlar kapalıFikir Kazanı Yazılar
Hemen herkes zaman zaman yaptığı, yapacağı işleri birazcık erteleyerek kendisini, kendisine bırakmak ya da saklanmak ister. Ben de Ağustos ayı başından beri haftalık yazılarıma ara vermiştim. Fakat sen köşeye geçip kabuğuna çekilsen de dışarıda hayat hızlı ve acımasızca devam ediyor. İşte bu döngüde içimdeki ‘insani’ ve ‘bencil’ dürtüler de sürekli…
Yorumlar kapalıTarih, ‘objektif’ ve ‘resmi’ olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkar. ***Objektif tarih, geçmişimizin olmuşluklarıdır, orada; yaşanan övünç-ayıplar ve onların eser, enkaz ve belgeleri yer alır. Böylece toplum ve bireyler geçmişlerinin övünçlerini yineleyebilir, ayıplarıyla da yüzleşebilirler. Bu erdemli ve gerçekçi bakış, toplumu da kişileri de saygın kılar. ***Resmi tarih ise yapaydır…
Yorumlar kapalıBalzac: “Acılar sonsuz oluyor, sevinçlerin ise bir sınırı var!” derken, Hasan Hüseyin Korkmazgil: “Bu ne beter çizgidir bu Bu ne çıldırtan denge Yaprak döker bir yanımız Bir yanımız bahar bahçe” diyor. Her iki tanımlama da tam bize göre değil mi? Çünkü ülkemizde karadelikler çoğalmış, çelişkiler kördüğüm olmuş, insanlarımız aç, işsiz,…
Yorumlar kapalı45 okuldaşımızla birlikte Van ve çevresine bir gezi yaptık. Bu dost grubunda; 1960 yılı öncesi ve sonrasında Erzurum, Bingöl, Rize, Trabzon, Gümüşhane’nin köylerinde ilkokulu bitirmiş, 12 yaşında iken girdikleri sınavı kazanıp Yavuz Selim İlköğretmen Okulu’nda 6 yıl parasız yatılı okumuş, 9 yıllık mecburi hizmet borcuyla öğretmen olmuş ve şimdinin emeklileri…
Yorumlar kapalıSavaşa hayır diyen, barışı savunan biri olduğum için insanlığın başına bela olmuş tüm militarist suç ve kötülük örgütlerine karşıyım. Size, savaşları kutsayıp dünya barışını yok eden bu kötücül güçler hakkındaki görüşlerimi anlatmak istiyorum. 12 Mart 1947 – 26 Aralık 1991 dönemi dünyada, soğuk savaş dönemi bilinir ve bu yıllarda birbirine…
Yorumlar kapalı17 Mart günü eşim Dilek ile birlikte yurtdışına çıkmış ve o günden beri haftada bir yazmakta olduğum “Dostça” yazılarıma da ara vermiştim. Yazmadım, çünkü istesem de yazmayacak kadar tutuk kalmıştım. O günlerde sadece yaban diyarları gezdim, gördüm, okudum, düşündüm, kıyasladım, çıkarımlar yapıp yorumladım. Böylece, bilgileniyor, bilgisizlik ve cahilliğimle tanışarak kâh…
Yorumlar kapalıKronik hastalıklardaki anormal artışın hepimiz farkındayız. Ortada ciddi bir paradoks var. Bir taraftan dünya çapında yapılan devasa araştırmalar, sağlık alanındaki baş döndürücü teknolojik gelişmeler, diğer taraftan da neredeyse tüm insanlığın muzdarip olduğu çok farklı isimlerle anılan kronik hastalıklar… Medyada sürekli müjdelenen mucizevî tedaviler, ilaçlar artık eskisi gibi insanların dikkatini çekmiyor.…
Yorumlar kapalıGün geçtikçe zihnim bulanıklaşıyor sanki denizin içinde gözlerimi açıp etrafı görmeye çalışmak gibi.Her şeyi görüyorum duyuyorum aynı zamanda hissediyorum ama cevap veremiyorum,sesimi çıkartırsam boğulacağımı biliyorum.Sessizce hayatımı izliyorum,istediğimin bu olmadığını ve hiçbir zaman da bu olmayacağını biliyorum ama yaşatılmaya zorlanmış bir düzenin ortasına hapsolmuşum.Derinliğini sorgularsam daha çok dibe batacak gibiyim.Belki diyorum…
Yorumlar kapalı






