"Enter"a basıp içeriğe geçin

Biz Ne Zaman Adam Olacağız?

Ülke ve bölge olarak ne zaman adam olup kalkınacağız?

Mesela biz ”Gelişmekte olan ülkeler” listesinden ne zaman çıkacağız?

Solidarist ve korporatist politikalar üreterek büyüyeceğiz. Ortak hedefler oluşturacağız. Ve üretim imkanlarıyla gelir dağılımının adaletini sağlanacak.

Ülke olarak ortak amaçlarımız olmalı. Bu ortak amaçlara giderken ”izm” ile biten ideolojilerin kölesi olarak yapmayacağız. ”izm” ile biten ideolojiler bizim ortak amacımıza köle olmalı. Neticede bu ideolojiler insanlığın refahı ve sulhu için geliştirilmedi mi?

Biz mi o ideolojilere hizmet edeceğiz yoksa o ideolojiler mi?

Maalesef biz ideolojilere hizmet etmek için yarışıyoruz? Sanki bu ideolojileri geliştiren insanlar, biz insanları değil o  ideolojileri kutsadılar. Ülkemizde bu durum pek çok şey gibi yanlış anlaşılmıştır maalesef.

Aydınlarımız bu konudaki suçları tabii ki büyük. Çünkü Osmanlı’dan beri toplumumuzdan çıkan aydınlar hep toplumdan uzakta kalmıştır. Aydınlarımız toplumu ”cahil” diye aşağılamış, toplumda aydınları ”burnu havada” ya da ”hain, din düşmanı” olarak yaftalamıştır. Bu ülke de maalesef ki ”entellektüel” olmak sanki kötü bir şeymiş gibi yansıtıldı. ”Entel yaaa” diye alay edildi. Oysa ki Kura’n insanların entellektüel olmasını istiyor.

Çünkü hiç bir aydınımız pazara giden insanların yanında olmadı. Bu iki kesim hiç görmedi birbirini. Aydınlar hiç Kaf Dağı’ndan inip de pazara, kahveye, camiye gidemedi. Halkta ayağındaki çarıkla o dağı tırmanamadı.

Örneğin; Bu ülkede, Milli Mücadele’mizin en çetin günlerinde, ”kafiye” göz için mi yoksa kulak için mi tartışması yapan şairlerimiz vardı. Yani halkın derdine hiç ortak olmadılar.

Aydınlarımız toplumumuzu anlamak için uğraşmadı. İdeolojilerini doğru bir şekilde halka anlatmak yerine kendi aralarında tartışmayı tercih ettiler. Bu tartışmayı yaparak adeta bir fantezi yaptılar. Çünkü onlar, ”bunlar için uğraşmaya gerek yok, onlar ne anlar?” diye düşündüler. Evet halkımızda hiç yanaşmadı aydının yanına. Ama aydınlarımız televizyonlarda dinimizin aleyhinde konuşuyordu, köylülerle dalga geçiyorlardı, mahalle aralarındaki hocalar onların dinsiz vatan haini olduğunu söylüyorlardı. Şimdi bu durumda ”evlatsız kalırım, vatansız ezansız kalamam” diyen insanların kurduğu vatanda ”dinsizlikle” suçlanan insanların halkın desteğini alması ne kadar mümkün? Bu ülkede sol siyasi partiler neden iktidara gelemiyor?

 

Aslında entellektüel olmak İslam’ın emirlerinden sayılabilir( Sayılabilir diyorum farz demiyorum). İlk emir ”Oku”dur. Allah Kura’n, siyer, hadis vs. oku dememiş. ”İlim Çin’de bile olsa gidip alın” demiş peygamber. Ama bugün Müslüman’lar birçok emre itaatsizlik ettiği gibi bu emrede itaatsizlik etmektedir. Ve en kötüsü ilk emrin sadece dini kaynaklar okumak olduğunu sanıyorlar. Oysaki Allah ”Kura’n oku” demeyi de biliyordu ama demedi. Çünkü Müslüman’lar sadece Kura’n okuyarak değil aynı zamanda Komünizm’i, Sosyalizm’i öğrenerek, Karl Marx, Stephen Hawking  ve ülkemizde Celal Şengör’ü, İlber Ortaylı’yı okuyarak, yani bilimi öğrenerek kurtulabilir.

Ama biz Müslüman’lar okumak yerine nerden türediği belli olmayan ham sofulara inanır olduk. Daha batıl ile zahiri olanı ayıramayacak bu tipler bir virüs gibi ümmetin bütün gizli odalarına girmiş ve ümmeti içinden çürütmeye başlamıştır.

Sagopa Kajmer’in dediği gibi aslında: Öyle bir sınav veriyoruz ki kitap açık.

Ama biz kitabı açmak yerine üfürükçülere büyücülere sardık. Onlar varlıklarını devam ettirebilmek için cahil insanlara ihtiyaç duyuyorlardı. Aydınlara saldırdılar. Araplaşmayı İslamlaşmak gibi gösterdiler. Örneğin; Sünnet olan şalvar giymek değil, temiz, bol, edepli ve kendine yakışanı giymektir. Kadınlara saldırdılar. Kendi sapık düşüncelerini herkese mal ederek, kadını eve hapsettiler. Kadın okula gitmez hatta bakkala bile gitmezdi. Kadını okula göndermezler ama hastanede karılarını, kızlarını illa ki kadın doktor muayene etsin isterler.

Aydınlarımız pazara indiği ve insanımız okuduğu zaman kalkınmaya başlayacağız.