"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Tarih

“Köklerin Sırrı” Aile Hikayesi

“Duydun mu? Şu Mehmet Efendi’nin oğluna kimi isteyeceklerini?” “Evet, duydum. Ama flört etmenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Aileler üzerinden iletişim kurmak daha önemli.” dedi Ayşe Hanım. “Kesinlikle! Ahlak, her şeyden önce gelmeli. Gençler, Allah’ı bilmenin paradan daha değerli olduğunu unutmamalı.” diye onayladı Merve Hanım da. Ayşe Hanım devam etti. “Doğru, şimdi…

Yorumlar kapalı

KADİMLERİN İZİNDE II: MISIR – KUMLARIN ALTINDAKİ SONSUZLUK

Binlerce yıl önce, Nil’in bereketli suları ile uçsuz bucaksız çölün altın kumları arasında, zamanın ötesinde bir inanç filizlendi. Bu, sadece tanrıların ve canavarların hikâyesi değil; kaosun karanlığına karşı adaletin (Ma’at, Evrensel Denge) sonsuz savaşıydı. Güneşin her batışında bir ölümü, her doğuşunda ise yeniden dirilişi gören kadim Mısırlılar için gökyüzü bir…

Yorumlar kapalı

KADİMLERİN İZİNDE I: SÜMER – MEDENİYETİN İLK TASLAĞI

Yazı henüz balçık tabletler üzerindeki taze bir izken, Mezopotamya’nın kum fırtınaları arasından yükselen tanrılar; gökyüzünü, yeraltını ve insan kaderinin iplerini ellerinde tutuyordu. Bugün kullandığımız zaman diliminden burçlara kadar pek çok şeyin kökeni, 5.000 yıl önce Mezopotamya tapınaklarında fısıldanan Sümer ilahilerinde saklıdır. ​Sümer Mitolojisi, medeniyetin beşiği Mezopotamya’da yalnızca insanlığın ilk destanlarına…

Yorumlar kapalı

ROMA’NIN KILICI, NİL’İN ZEKÂSI: AŞK MI, İTTİFAK MI?

Tarih, bazen iki dudağın arasından dökülen bir fısıltıyla yeniden yazılır. M.Ö. 48 yılının tozlu ve kan kokan İskenderiye’sinde, dünyanın en güçlü generali Jul Sezar’ın ayaklarının ucuna serilen sıradan bir halı, aslında Roma’nın mağrur kılıcını, Nil’in büyüleyici zekasına teslim edecek bir pusuydu. Halının içinden çıkan genç kraliçe Kleopatra, Sezar’a sadece bir…

Yorumlar kapalı

SESSİZLİĞİN SENFONİSİ: BİR ASA, BİR ÖRTÜ VE SARSILMAZ BİR İNANÇ

Üzerinde sadece el dokuması bir örtü, elinde bir asa ve kalbinde “ahimsa” (şiddetsizlik) yeminiyle yürüyen bir adam… Dünyanın en güçlü ordularının, modern silahların ve devasa bir imparatorluğun karşısında; cebinde parası, elinde silahı ve arkasında hiçbir makam olmayan biri… O, sadece yürüdü… Ama bu yürüyüş, tozlu yollarda atılan adımlardan ziyade, adaletsizliğin…

Yorumlar kapalı

TARİHİN BAŞTEKNİSYENİ: MODERN SİYASETİN KODLARINDAKİ ÇELİK İRADE

1917 yılının Nisan ayında, Petrograd’daki Finlandiya İstasyonu’na yanaşan mühürlü bir tren, sadece Rusya’nın değil, tüm dünyanın rotasını değiştirecek bir ismi taşıyordu. Sürgünden döndüğü o gün, cebinde sadece bir teori değil, tarihin en büyük toplumsal altüst oluşlarından birinin yol haritasını tutuyordu. Bugün, ölümünün üzerinden geçen bir asra rağmen kimileri için bir…

Yorumlar kapalı

KIZIL KARTAL’IN ÇIĞLIĞI: “VARDIM, VARIM, VAR OLACAĞIM!”

1919 yılının 15 Ocak gecesi Berlin, sadece bir devrimciyi değil, bir dönemin vicdanını kaybetti. Dipçik darbeleriyle susturulmaya çalışılan o ufak tefek kadının son sözleri aslında bir veda değil, bir meydan okumaydı: “Vardım, varım, var olacağım!” Tarih bazen en sert fikirleri, en ince ruhlu insanların omuzlarına yükler. Bir yandan Avrupa’nın çelikten…

Yorumlar kapalı

İslam Öncesi Araplarda Kadın Trajedyası

“Onlardan birine, kız çocuğu olduğu müjdelendiğinde, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. Aldığı bu haber üzerine toplumdan gizlenir. Aşağılanmayı göze alıp onu yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün, karar veremez. Dikkat edin, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!”“Şüphesiz çocuklarını cehaletle öldürenler ziyana uğradılar.” (Nahl, 16/58-59)

Yorumlar kapalı

İRAN’IN İNFAZI: REJİM İLE EMPERYALİZM ARASINDA İPOTEKLİ BİR GELECEK SAVAŞI

1979 kışında Tahran sokaklarını dolduran devasa bir öfke, bir monarşiyi devirirken yeni bir dünyanın kapılarını araladığını sanıyordu. Ancak bugün, aradan geçen yaklaşık yarım asrın ardından, aynı sokaklardan yükselen çığlıklar bize bir soruyu fısıldıyor: “Devrim, vaat ettiği özgürlüğü bizzat kendi kurduğu duvarların ardına mı hapsetmişti?” Bu sorunun cevabını bulabilmek, hatta dahası…

Yorumlar kapalı

KÜBA’DAN VENEZUELA’YA: ABD’NİN BİTMEYEN DEVRİM KORKUSU

Tarihler 1 Ocak 1959 tarihini gösteriyordu. Dönemin Küba Devlet Başkanı Diktatör Fulgencio Batista devrimin maviliğinde nefessiz kalmış, yaşadığı panik ve can havliyle Dominik Cumhuriyeti’ne kaçmıştı. Askeri darbe ile ikinci kez iktidarı aldığı 1952 yılından sonraki süreçte üniversiteyi, basını ve kongreyi denetimi altına alan zalim bir diktatör olmuş ve ekonominin çöküntü…

Yorumlar kapalı