"Enter"a basıp içeriğe geçin

İnsanlar, insanlar, bana ne insanlardan!

İnsanlar, insanlar, bana ne insanlardan!

(Stefan Zweig – Mecburiyet)

  Düşünüyorum;

Bir daha beni hatırlamayacak insanlardan bana ne! Bir kez daha konuşmayacağım insanlardan bana ne! Belki de son kez gittiğim bir mahallenin köşesindeki bakkalın sert tavırlarından bana ne!  Marketteki kasiyerin hesap yapamamasından oluşan kuyruktaki her biri canavarlaşan insanlardan bana ne! Otobüsteki yığınla insanın farklı görünme çabasından bana ne! Ayağım kayıp düştüğümde gülen insanlardan bana ne! Soğuktan göremediğim için kısık gözlerle baktığım insanların tuhaf yüz ifadelerinden bana ne! Sadece günü kurtarmak için yaşanan hayatların acılarından bana ne! Beni anlamayan insanlardan bana ne! Yaşamı kavga zanneden üç beş haylazdan bana ne! Yaşlılarla, engellilerle, kendini kontrol edemeyenlerle dalga geçen insanların üç kuruşluk karakterlerinden bana ne! Güldürmek için gülünç duruma düşenlerden bana ne! Kitabı sadece “Bak kitap okuyorum” demek için okuyanlardan bana ne! Her hafta bir şeyler eleştirip bir türlü bir icraatı olmayan köşe yazarlarından bana ne! Sigara dumanını kim nasıl içine çekiyor bana ne! Soğukta üşüyorum diye kat kat giyinen insanların izlediği dizideki çocuğa acıyıp kastığı duyardan bana ne! Siyaseti yiyip yutmuş gibi davranan, kahvehane köşelerindeki okeye dördüncü olan dayılardan bana ne! Baharı ayrı seven aşıktan, sonbaharda yazar olan ergenden, kurşun kalemin silgisini ısıra ısıra üniversite hayali kuran gençten de bana ne! İddia bayisinde saatlerini harcayıp, hayallerini doksan dakikaya bağlayan girişimcilerden de bana ne! Orada burada başkasının hayallerini satanlardan da bana ne! Bir adamın sabah iştahla içtiği sigaranın ilk birkaç saniyesinde gelen otobüsün içerisine o birkaç saniyelik dumanla binince suratını ekşiten insanlardan bana ne! Söylediğiyle yaptığı hiç tutmayan tutarsızlardan bana ne! Bana ne insanların merhametinden, bana ne insanların birkaçlara sıkışan duygularından…

Ama gel gör ki, genellikle düşünmeden yaşıyorum…

Mustafa Yılmaz

Bazan hayalperest, bazan müşkülpesent, bazan evcil. Ama genellikle hayalleri olan sıradan bir genç. (17 Yaşındayım)