"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kırılma Noktası

Kırılma Noktası

 

24 Haziran erken seçimi gerçek anlamda bir seçim değildir. Erkenden de öteye alınan acilleştirilmiş seçim başından beri bana garip geldi.

Seçimi gerektirecek en ufak bir durum yokken, iktidarın önünde ciddi bir muhalefet sorunu yokken, OHAL (Olağanüstü hal) ile yönetip istediği yasayı KHK (Kanun Hükmünde Kararname) ile çıkarırken, muhalefet yapanı çeşitli bahanelerle ceza evlerine tıkarken, tüm bunları yaparken en ufak engelle karşılaşmazken seçime gitmek neden?

Günlerce bu sorunun cevabını aradım. Ülke içindeki dinamiklere baktığımda bu sonucu getirebilecek en ufak belirti bulamadım.

Ekonomideki kötü gidişat hariç! Ülke ekonomisi o kadar kötüye gidiyor ki alınması gereken tedbirler ortaya döküldüğünde isyan çıkabilir!

“İtibardan tasarruf olmaz” diyerek yoluna devam eden iktidarın, itibar için harcadıklarından vaz geçse her yıl milyarlarca dolarlık verilen “cari açık” kapatılır! Yolsuzluk ve soygunlar önlense her yıl onlarca fabrika kurulur, 3. Hava limanı ve “şehir hastaneleri” nin maliyeti çıkarılır!

2000 sonrası yolsuzluk ve lüks harcamaları toplansa, Türkiye yeniden inşa edilebilir!

16 yıllık iktidarda devletin yapmış olduğu ve maliyetinin tamamını karşıladığı tek yatırım ceza evleri oldu!

Yap-İşlet-Devret modeli ile yapma imkânı olsaydı onu da özele devrederdi ki özel işletme için bu dönemde oldukça karlı bir yatırım olurdu!

Mahkûm sayısı garantili cezaevi inşaatı! Kapasitelerinin üzerinde insan barındıran cezaevleri göz önüne alındığında özel sermayenin yapacağı cezaevlerinin boş kalması imkânsızdı!

Uluslar arası baskılar, zor yoluyla iktidarlarını devam ettirmeye çalışan yönetimlerin, halktan yeniden güvenoyu almalarını zorunlu bırakıyor.

Azerbaycan ve Mısır iktidarları yakın zamanda güvenoylarını aldılar! Her ne kadar uluslar arası kurum ve kuruluşlar, seçimlerin ve sonuçların güvenilir olmadığını söyleseler de!

Mısır’da seçime katılım oranı % 41 oldu ve sonuç % 97 ! Gerçekte Sisi yönetimi % 47 oyla seçimleri kazandı. Azerbaycan’da ise, Katılım % 74 olurken Aliyev % 86 oyla kazandı! Gerek Mısır’da gerek se Azerbaycan’da seçimler öne alınmıştı!

Türkiye’de de olan ve olacaklar çok farklı görünmüyor! İktidar güvenoyunu tazelemek ve önümüzdeki zor süreçte muhalefetin sesini tamamen kısmak için kazanmak zorunda!

Seçim anketleri sonuçlarına göre şimdilik seçimin kazananı yok!

Erken seçim kararından önce oluşturulan AKP-MHP Cumhur koalisyonu ile MHP baraj sorununu geride bırakarak bunun karşılığında iktidara karşılıksız destek veriyor.

CHP-Saadet partisi-Demokrat Parti_İYİ Parti de koalisyonunu oluşturdu.

ÖDP, seçimde aday çıkarmayacağını, kimlere oy verilmeyeceği konusunu araştıracaklarını söyledi! Bu, HDP’yi desteklemeyeceği anlamına gelse de net söylenmediği için yorum yapamıyorum!

KDP (Kürdistan Demokratlar Platformu), Azadi Hareketi, PAK (Kürdistan Özgürlük Partisi), PSK (Kürdistan Sosyalist Partisi) ve PDK-T (Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi) seçim ittifakı kurduklarını açıkladı.

Geriye HAK-PAR ve HDP kaldı!

HAK-PAR seçime tek başına gireceğini açıkladı. HDP, Kürt partilerinin oluşturduğu koalisyona girip girmeyeceği konusunda net bir açıklama yapmadı.

Sosyalist, Komünist ve Devrimci parti, gurup ve örgütlenmelerin, halkı ikna edebilecek, halkın karşısına alternatif olarak çıkabilecek güçleri bulunmadığından, bu örgütlenmelerin seçim konusunda her birinin ayrı politikalar belirleyeceği açık pozisyon olarak durmakta.

Önümüzdeki erken seçimlerde siyasi partilerin görünen mevzilenmeleri şimdilik kaydıyla bu durumda.

Cumhurbaşkanlığı için adaylık devam ediyor. AKP’nin karşısında en ciddi adaylar CHP’den Muharrem İnce, İYİ Partiden Meral Akşener, Saadet Partisinden Temel Karamollaoğlu ve HDP’den Selahattin Demirtaş.

Selahattin Demirtaş’ın adaylık sonrası, eşit ve adil koşullarda yarışabilmesi ve propagandasını yapabilmesi için tahliye edilmesi gerekliliği ortada dururken iktidarın buna izin verip vermeyeceği (Adaletin diyemiyorum çünkü Cumhurbaşkanı ne söylerse ona göre hareket eden bir adalet sistemine sahibiz) henüz belirsizliğini koruyor.

Erken seçimle birlikte, yeni anayasaya göre Cumhurbaşkanlığı sistemine geçileceği göz önüne alınarak değerlendirmeye başladığımızda, Meclis aritmetiğinin (çok büyük dengesizlikler haricinde) çok önemli olmadığını söylemek afakî olmayacaktır.

Bu durumda seçim Cumhurbaşkanlığı adımıyla öne çıkıyor.

Kim Cumhurbaşkanı seçilirse iktidar o olacaktır.

Cumhurbaşkanı seçilecek kişi, Mecliste çoğunluğa sahip olmasa bile, KHK yayınlama yetkisiyle rahatlıkla iktidar olabilecek, ülkeyi yönetebilecek, kanun çıkarabilecek ve gerektiğinde Meclisi fesh ederek meclis seçimlerini yenileyebilecek güce sahip olacak!

Cumhurbaşkanı adaylarına bakacak olursak;

Partiler anlamında, iki ana gurup ve her gurupta ikiye bölünen MHP’nin bir parçası var! İki tarafta milliyetçi cephe gibi duruyor. Aradaki tek fark AKP ve CHP olarak duruyor.

İktidar partisinin adayı, 16 yıllık iktidarın Başbakanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 yıldır yapamadıklarını seçildiği taktirde yapacağını hatta OHAL’i bile kaldıracağını! Söylüyor.

Meral Akşener, Türkiye’nin en karanlık, faili meçhul döneminin içişleri bakanı ve fazla söze gerek yok!

Temel Karamollaoğlu, Sivas katliamında Belediye başkanı olarak katliam yapanları destekleyen zat!

Geriye Muharrem İnce ve Selahattin Demirtaş kalıyor.

İkisi için de söylenebilecek fazlaca olumsuzluk yok, olumlu tarafları daha ağır basan iki aday ve bu adaylar ikinci turdaki duruma göre desteklenebilir.

Ancak, başında da söylediğimiz gibi, bu seçim, seçim değil, seçimden öte değer taşıyan bir durum.

Bu seçim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi “bir kırılma noktası” dır!

Bu seçim 16 yıldır iktidar olan, ülkeyi adım adım İslami yönetim tarzına götüren, ülkeyi İmam hatip denizine dönüştüren, okuldan çok Cami ve cezaevi yaptıran, muhalif her insanı yargılayan, adaleti kendine bağlayan yönetimin değiştirilip değiştirilmeyeceği ile ilgili karar aşaması.

Bu seçim, iktidarın uluslar arası kurum ve kuruluşlara kendisini yeniden kabul ettirme imkânı.

Bu seçim, devrimci seçeneklerin olmadığı ancak baskılardan bir nebze de olsa kurtulabilme olanağı sunan bir durum.

Bu seçim son seçim!

Herkese ve her şeye bahane üreten, “gözünün üstünde kaş, omzunun üstünde baş var” diyerek yapılan kötüleme politikalarından, sosyalistler olarak bir türlü alternatif olmayı becerememenin ezikliğinden, yapamadıklarımız nedeniyle başkalarını kötülemekten vazgeçme zamanı!

50 yıl önce yola çıkıp idealleri uğruna yaşamlarını verenlere, onların yaşadığı somut koşullar dikkate alınmadan, onları bile karalayabilen ancak oturduğu yerden bir türlü kalkıp sokaklara inemeyen anlayışlardan vazgeçme zamanı.

Şu anda yapılması gereken, 16 yıllık İslami sermayenin baskıcı ve zulme dayalı iktidarına son verme zamanı.

Fransa ile savaşan Vietnam güçlerinin, Fransa Faşist Almanya’nın işgali altına girdiğinde, Fransa’ya ateş kes ilan edip, Faşizme karşı savaşması için fırsat vermesinin arkasındaki devrimci duruşu hatırlayarak…

Ve

Henüz Devrim yapabilme imkânımız, gücümüz ve şartlarımız olmadığına göre.

 

Nami Temeltaş

1956 Elazığ doğumluyum
1977 Diyarbakır Eğitim Enstitüsünden mezunum
Siyasi nedenlerle öğretmenlik yapmadım
1980 sonrası 6 yıl kadar Diyarbakır, Eskişehir ve Antep cezaevlerinde tutsak kaldım
İşçi emeklisiyim