"Enter"a basıp içeriğe geçin

Eğitimsizlik Sistemi

Gündeme bomba gibi düşen bir haberle eğitim sistemimizi ele alacağım. Dün itibariyle liseye geçmek için yapılan TEOG sınavı kaldırıldı. Öğrenciler ve velilerin kafasında bir ton soru mevcut. Bizleri nasıl bir sınav sisteminin beklediği bilinmezken herkeste haklı bir kaygı var.

 

Kaldırılan sınav sisteminin yerine nasıl bir sistem gelecek, gelecek olan sınav sistemi tüm sorunlarımızı çözecek mi? Bu vb. Sorular çoğaltılabilir. Aslıyla bildiğimiz tek gerçek ıslahatlarla eğitim sisteminin düzelemeyeceği. Üzerimize düşen görev eğitimi köklü bir çözüme kavuşturmak. Bunun mevcut sistemde tek çözüm yolu eğitimcilerin var olan sistemi tanımamazlıktan gelmesi. Tabi dediğimde belirli bir ölçüde olabilir, sistemin tamamen dışına çıkılması muhakkak ki mümkün değildir.

 

Geçenlerde OECD.’nin yaptığı araştırmaya göre bir ülkenin kendi resmi/yazılı dilini ne kadar öğrettiği gözler önüne serildi. Yapılan araştırmada ülkemiz altmış üç ülke arasında kırk dokuzuncu sırada yer alıyor. Bu bağlamıyla hemen aklımıza kitap okuma oranı geliyor. Haber kaynaklarında yer alan bilgi ise şu şekilde: “Kitap basma oranımız arttı ama okuma oranı hala yetersiz. Uluslararası Yayıncılar Birliği 2016 verilerine göre, Türkiye’de kişi başına 8.4 kitap düştü. TÜİK verilerine göre, kitap okumak Türk insanının ihtiyaç listesinde iki yüz otuz beşinci sırada. Kitap okumaya ayırdığımız süre günde ortalama sadece 1 dakika.” Okuduğumuzu neden anlayamadığımızı haber kaynaklarından açıkça öğrendik. Eğitim noktasındaki rezaleti görmüş olduk.

 

Hal böyleyken aklımıza ilk gelen sorulardan kendimizi alıkoyamıyoruz. Eğitim girdabı ne olacak? Çözüm yolu nedir? Diye soranlara açık yanıtım şudur: Eğitim sistemimiz sığ yaklaşımlı muhalefetin, şatafatlı iktidarın elinde olması münasebetiyle eğitim bir süre daha siyasetin tekelinde erimeye devam edecektir. Sabah akşam deneme tahtası misalinden eğitim sistemini aramaya devam edecekler. Kendi kültürlerinden, kendi zenginliklerinden hiçbir şey katmayarak patinaj yapmaya devam etsinler.

 

Eğitimin geldiği noktayı tam anlamıyla görmek amacıyla son bir örnekle yazımı noktalayacağım. İki yüz kırk bin imam hatip mezunlarından sadece kırk bin kişi üniversiteye yerleşti. Siyasetin samimiyetsizliği, iktidarın şatafatlı mağlubiyetinin göstergesi bundan başka bir şey değildir (muhalefete laf yok çünkü icraat yok). Maddi durumu iyi olanlar, ensesi kalın olan vatandaşlarımızın yeni sınav sistemi şimdiden hayırlı olsun. Ülke olarak eğitimde, ekonomide, siyasette, bilimde… Mağlup olmaya devam ediyoruz. Eğitimsizlik sistemi ile dünyaya meydan okuyoruz ve her defasında yere çakılmaktan bıkmak gibi bir derdimiz yok. Tüm ülkeler dünyayla (diğer ülkelerle) rekabet ediyorken biz  geçmişe kıyasla yaşamaya devam ediyoruz. Umarım ülkemin bu talihi değişir artık (en azından biz umut etmeye devam edelim).

Yunus Özgüç

26.10.1998 tarihinde hayata gözlerimi açmışım.
“Hepimiz bir dünyanın ortak vatandaşlarıyız.” Bundan dolayı ırk, dil, din, memleket… Önemsiz (en azından benim için).