"Enter"a basıp içeriğe geçin

IKBY Referandumu ve Barzani

Irak’ta Saddam Hüseyin rejimini deviren ABD işgali sonrası ülkenin yeni Anayasası 2005 yılında kabul edildiğinde, Kerkük ve diğer “tartışmalı” bölgelerin akıbeti 31 Aralık 2007 tarihine kadar yapılacak bir referanduma bırakılmış, ancak söz konusu referandum bir türlü yapılmamıştı.

Denge ve zemin oluşmasını bekleyen Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY),  yıllar sonra bağımsızlık referandumu yapılmasını kararlaştırdı. Nitekim IKBY Başkanı Mesud Barzani’nin danışmanı Hemin Hawrami, Twitter hesabından, “Önemli bir haber. Kürdistan’ın bağımsızlık referandumu 25 Eylül 2017’de yapılacak” diye yazdı.

Sandığa gideceklerin çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu ve özerklik taleplerinin güçlü bir tarihi olduğu düşünülürse, ”evet’‘ oylarının kazanacağı neredeyse kesin. Referandumla ilgili Kürtçe, Türkçe, Arapça ve İngilizce döviz ve afişler asılmış. Pankartlarda “Bağımsızlık için evet “ yazıyor.

Halepçe ve Enfal gibi acı olayları bir daha yaşamamak için bağımsız bir Kürdistan hayali kurduğunu ifade eden Barzani ile Türkiye’nin arası yıllardan sonra yeniden açılmışa benziyor. Her ne kadar bu çatışma halinin göstermelik olduğunu dile getirenler olsa da durum hiçte öyle değil. Çünkü durum Türkiye ve bölgenin kaderini tayin edecek, bu nedenle de iç siyaset malzemesi olarak kullanılamayacak kadar hayati bir konu.

Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan da geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında, normalde 27 Eylül’de yapılması öngörülen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının 22 Eylül’e çekildiğini ve toplantının gündemine Erbil’in bağımsızlık referandumunun dâhil edildiğini belirtti.

Evet, Kürdistan özerk bölgesi Irak Anayasası’nda tanımlamış ve hatta referandum hakkı tanınmış bir bölge olmakla beraber Barzani, sırtını dayadığı yapılardan önemli destek almış olacak ki işin içine Kerkük ve diğer bölgeleri de katmak istiyor. Kerkük İl Meclisi’nin de onay vererek söz konusu referanduma Kerkük’ün de dâhil edileceğinin duyurulmasının ardından, Türkiye’nin kırmızı çizgilerini ihlal etmeyen başlayan IKYB yönetimi ile Türkiye arasında artan bir çatışma hali baş gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamada, Kerkük üzerinde hak iddia etmenin bedelinin ağır olacağını ifade ederek, “Oradaki o bayrağın sahipleri şunu bilsinler ki bölücülük yapıyorlar. Ben bölgesel Kürt yönetimine sesleniyorum. Bu yanlıştan bir an önce dönün. Kerkük Kürtlerindir safsatasına biz Türkiye olarak uymuyoruz” şeklinde konuştu.

Esasen sadece Türkiye değil Fransa, Irak ve İran da olası bu referanduma karşı görünmekteler. Özellikle İsrail’in desteklediği bu parçalama planına, bölgenin güvenlik ve istikrarının yanında İsrail’in Ortadoğu’da yeni bir aktör kazanmasına engel olmak isteyen İran ve Irak da referandumun karşısında yer almakta.

Kürdistan Özerk Bölgesi’nde ise Goran ve Komel partileri yaptıkları ortak açıklamayla uluslararası toplumun referandumun ertelenmesi için yaptıkları çağrıyı desteklediklerini belirtti. Velhasıl, her ülke kendi çıkar ve bekasını korumak adına, söz konusu referandumu engellemek/desteklemekte.

Peki, şimdi ne olacak?

1300 Türk şirketinin yatırım ve iş yaptığı Kürdistan özerk bölgesi ile Türkiye ipleri koparacak mı?

Günde 600 bin ton petrolü ihraç eden, bunda da Türkiye’yi önemli bir stratejik ortak ve geçiş güzergâhı gören Barzani, Türkiye’ye tamamen rest mi çekecek?

Referandumun ardından, bağımsızlığını tamamen elde edecek olan Barzani, kabile yapısından devlet geleneğine geçebilecek mi? Geçebilirse, devlet olmanın gerekliliklerini yerine getirebilecek mi?

Montevideo sözleşmesi uyarınca devletlerin sorumluluk ve ödevleri kapsamında, Süleymaniye içerisinde yer alan Kandil’e yönelik yaptırımları hayata geçirebilecek mi?

Hizbullah aracılığıyla İsrail’i sıkıştırmaya çalışan İran, İsrail’i dolaylı yoldan da olsa sınır komşusu olarak kabul edecek mi?

ABD ve İsrail’in bölgede kendilerine yakın bir aktör oluşturma sürecine, Rusya ve Çin sessiz mi kalacak?

Görüldüğü gibi son derece karmaşık ve iç içe girmiş bir süreç bizleri beklemekle beraber, Barzani’nin en azından kısa dönemde bağımsızlıktan ziyade IKBY’nin güç ve yetkisini arttırabilmek için böylesi bir kartı öne sürdüğünü düşünüyorum. Nitekim IKBY Başkan Vekili Kosret Resul’un, referandumun ertelenmesini isteyenlerin ve Bağdat’ın önerilerine açık olduklarını belirterek “Referandum kararı çıktıktan sonra aynı gün bağımsızlığı ilan edecek değiliz. Bu, bir süreç içinde olmalıdır” ifadesi Kürdistan’da referandumundan sonra hayat, referandumdan öncesine göre çok da farklı olmayacağını göstermekte.

Velhasıl Kürtlerin kontrolündeki bölgelerde yaşayanlar ne karar verirse versin, referandumun yönetimdeki yansımaları hemen kendini göstermeyecek. Yani İngiltere’nin Avrupa’dan ayrılış süreci Brexit gibi, bir “Kexit” süreci beklenmiyor.  Ancak unutulmamalı ki yıllar öncesinde böyle bir özerk yapının lafı dahi edilemezken, şimdiler de bağımsız bir devletin kurulması tartışılıyor.

Selametle…

Mert Mahir Göz

1989 yılı Diyarbakır’da doğan Mert Mahir GÖZ ilk ve orta öğretimini (2006) Diyarbakır’da tamamlamıştır. Yüksek öğretimine Uludağ Üniversitesi’nde (2007) başlayan GÖZ, buradaki eğitimini yarıda bırakıp Ankara Ufuk Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası Bölümü’nü burslu kazanmıştır. 2013 yılında Ufuk Üniversitesi’nden dereceyle mezun olan GÖZ, yine aynı üniversitede çift anadal programı (ÇAP) kapsamında Uluslararası Ticaret bölümünü bitirmiştir. Lisans eğitimini tamamladıktan sonra Hasan Kalyoncu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda master yapan GÖZ, şuan İnönü Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Politik tarih, siyasal sistemler ve uluslararası ilişkiler konularında birçok makalesi olan GÖZ, aynı zamanda Özgür Haber gazetesinde yazılarını kaleme almaktadır. Ayrıca GÖZ, kurucusu olduğu GOZMER (Güncel Ortadoğu Zabıtları Merkezi) çatısı altında ülke ve Ortadoğu’daki gelişmeleri değerlendirmektedir.