"Enter"a basıp içeriğe geçin

Yollar Artık Roma’ya Çıkmıyor

Yollar Artık Roma’ya çıkmıyor

Şehir Hastaneleri

 

“Tüm yollar Roma’ya çıkar” sözü tarihin derinliklerinden gelmişti, tarihe gömüldü!

Şimdiki yollar Şehir hastanelerine çıkıyor.

On binlerce insanın altmış yıllık emeği ile ortaya çıkan ve Ankara’nın tek nefes aldığı ormanlık alan ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) ormanının yaklaşık elli bin metrekarelik kısmı, Bilkent Şehir hastanesine yol yapmak amaçlı yok edildi.

Hastanenin yolu olmasına rağmen daha kısa ve kestirme amaçlı olması, ulaşımın kolaylaştırılması için altmış yıllık emek görmezden gelindi.

Hem de ODTÜ ormanı 1995 yılında, Kültür Bakanlığınca “Doğal ve arkeolojik sit alanı” ilan edilmesine rağmen!

Hem de ODTÜ Ağaçlandırma Projesi,1995 yılında “Ekolojik değerleri hızla bozulan dünyamızda yaratmış olduğu artı değerler” nedeniyle Uluslararası Aga Khan Mimarlık Ödülleri’nin “yenilikçi kavramlar“ kategorisinde ödüle layık görülmesine rağmen.

Hem de 2003 yılında, TEMA Vakfı tarafından “çorak bir arazinin yeşil bir bölge haline gelmesi ve çölleşmeyle mücadele hareketine verdiğimiz destek” nedeniyle ödüllendirilmesine rağmen.

Böylesi değerli ormanın katliamı, “bir gecede 4,5 km yol yaptık, bu bir rekordur” övünüsüyle anlatılıyor!

Yolu mevcut şehir hastanesine ulaşımı kolaylaştırmak için!

Halkın menfaati için miş!

Nedir bu şehir hastaneleri?

Kurulmaları için özel yasa çıkarıldı.

İhale yasasına tabi değiller ve ihalelerinin nasıl yapıldığı, ilanların nasıl verildiği, yapıma talip olanların nasıl haber aldığı ve tekliflerin nasıl değerlendirildiği bilinmiyor.

İhaleyi alan firmaya, hastanenin yapılacağı arsa devlet tarafından ve bedelsiz olarak tahsis ediliyor.

Firma inşaatını yapıyor. İnşaat sadece hastane değil. İçerisinde otel, kafeterya, lokanta, park, otopark, alışveriş merkezleri bulunan bir kompleks.

İnşaatını tamamlayan firma bu kompleksin sadece hastane kısmını Sağlık Bakanlığına 25 yıllığına kiralıyor. Bu süre istenirse uzatılabiliyor.

Sağlık Bakanlığı, hastanenin iç döşemesini, yapıldığı şehirde bulunan diğer devlet hastanelerinin tıbbi cihaz ve taşınır eşyalarıyla döşüyor ve mevcut devlet hastaneleri kapatılıyor! Hastane çalışanları da şehir hastanelerine naklediliyor!

Komplekslerin hastane dışındaki tüm tesislerini yapımcı firma işletmeye devam ediyor ve karını alıyor!

Hem de tek kuruş vergi vermeden!

Hem de ayrıca hastane kirasını alıyor!

Hem de Hastane kirasını ödeyen devletle ortak! Adı üzerinde, KÖİ (Kamu Özel İşbirliği) projesiyle üretiliyor. Ortaklık % 49 devlet, % 51 Özel…

Devlet yapılana ortak ama yapılan binalardan sadece hastaneyi, o da kirasını ödeyerek kullanabiliyor. İçerisini tüm teçhizatları ile döşüyor. Çalışanlara maaşlarını ödüyor. Ancak diğer işletmelerden (Otel, kafeterya, AVM vs) gelir elde edemiyor!

Bir de buna, otoyol ve köprülerdeki garantiler gibi, % 70 doluluk garantisi verilmiş! “Vatandaşlarım nasıl olsa hastalanacaklar ve hastanenin % 70’i dolacak denmiş. Dolmasa eksiği biz kapatacağız, gerekirse” denmiş!

Yani, hasta olun ya da olmayın, şehir hastanelerinin kirasını ödeyeceksiniz!

Otoyol, köprü ve tünellerin yapım bedellerini ödemek yetmedi, bir de şehir hastanelerinin kiralarını ödeyeceğiz.

Devlet hastaneleri kapatıldığından, çalışan veya emekli, ihtiyaç duyan vatandaş şehir hastanesine gidecek.

Muayeneler eskisi gibi ücretsiz olmayacak. Ne de olsa özel ortak var!

Hele de röntgen, MR ve tahlil gibi muayene için gerekli özel işlemlerdeki ücretlerin devlet desteksiz olması ayrı bir konu.

Kısaca sağlık güvencenizin olmasına güvenmeyeceksiniz!

Neredeyse tüm sağlık sistemi özelleştiriliyor!

Bir de konuya diğer taraftan, yapım maliyetlerinden baktığımızda daha acınası bir manzara bizi bekliyor.

Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nin sabit yatırım bedeli, hastane dışı yapılarla birlikte 1.1 milyar TL, yıllık kira tutarı ise 276 milyon lira.

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin yatırım bedeli 1, 1 milyar TL, yıllık kira tutarı 240 Milyon TL.

İstanbul İkitelli Şehir Hastanesi’nin yatırım bedeliyse 548 Milyon TL, yıllık kira bedeli 259 Milyon TL.

Yapımcı, üç – dört kira bedeliyle tüm harcamalarını almış olacak ve kalan 21 yıl süreyle aldığı kairalar kâr hanesine yazılacak.

Hem de, Bakanlık Şehir Hastanelerini ihale ettiği dönemdeki döviz kurlarını TL’ye çevirmiş olarak mahkemelere bildirdiği için, kiralar ödendiği tarihin döviz kurlarıyla verilecek. (ihale sürecinde dolar 1,77 idi, şimdi 3 liranın üzerinde)

Hem de, her yıl enflasyon oranında artış sözleşmeye konulmuş durumda.

Kurulduğu günden buyana, tüm hastanelerini, baraj ve göletlerini, lojmanlarını, fabrika ve işletmelerini, yollarını, köprü ve tünellerini yapan devletimiz bu hastanelerin yapımını karşılayacak güçte değil mi?

Eğer buna gücü varsa neden özel sermayeye yaptırıp boş yere ve oldukça yüksek, hasta garantili kira ödüyor?

Eğer, binlerce lojman, yüzlerce fabrika, onlarca baraj, demiryolu, karayolu, hastane, köprü yapan devlet, hastane yapamayacak durumdaysa,

Neden ve nasıl bu duruma geldi?

Yıllarca çalışıp primlerini ödedikten sonra halâ senden tedavi için ücret isteniyorsa bu soruyu sorma hakkı var demektir!

 

 

 

 

 

 

 

Kaynaklar;

http://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/09/12/sehir-hastanesi-kirasi-odendi-isciler-maassiz-kaldi/

http://kuramsalaktarim.blogspot.com.tr/2017/09/sehir-hastaneleri-nedir-halki-nasil.html?m=1

http://www.memurhaber.com/saglik-bakanligi-sehir-hastanelerini-anlatti-1510310h.htm

https://www.medikalakademi.com.tr/sehir-hastaneleri-kanunu-erkin-gocmen/

 

Nami Temeltaş
1956 Elazığ doğumluyum 1977 Diyarbakır Eğitim Enstitüsünden mezunum Siyasi nedenlerle öğretmenlik yapmadım 1980 sonrası 6 yıl kadar Diyarbakır, Eskişehir ve Antep cezaevlerinde tutsak kaldım İşçi emeklisiyim