"Enter"a basıp içeriğe geçin

İslamcılar, Siyonizm’e hizmet mi ediyor?

Çok ağır bir soru oldu, biliyorum. Fakat okumalarım ve gözlemlerim maalesef bende bu kanaati oluşturdu.

İslamcı kesimin İsrail karşıtlığı üzerinden kağıttan kaplan kesildiklerini herkes biliyor.
Bu karşıtlığın bilinçli mi yada bilinçsizce mi yapıldığı tartışılır. Ya da sipariş üzerine yapılan bir karşıtlıktır da diyebiliriz.

İsrail’in bırakın Müslümanları diğer dini, etnik mensubiyetlere sahip insanları, haksız, hukuksuz ve vicdansızca sömürmesine, asimile etmesine, taciz etmesine, öldürmesine, topraklarının elinden alınmasına, evlerinin yıkılmasına…, insan olan hiç kimsenin razı olacağını düşünmüyorum. Yapılan zulümleri de lanetliyorum.

Fakat Türkiye’de kirli bir siyasetin (Siyonizm’in) maşalığını yapan bazı kesimler, özellikle mütedeyyin halkımızın saf duygularından, dinî ve insanî hassasiyetlerinden yararlanarak, ülke ve dünya gündeminde yer bile alamayan İsrail’in daha çok gündemde kalmasını sağlayacak adımlar attıklarına şahit oluyoruz.

Reklamın ve propagandanın iyisi, kötüsü olmaz. Önemli olan dünya gündeminde kalabilmektir.

Dikkat ederseniz bu kesimler, gazetelerinde, televizyon kanallarında ve yazmış oldukları kitaplarda karşıt ve kirli propaganda ile Müslümanların bilinç altına, daha çok İsrail’in üstünlüğünü, süper güç olduğunu, ülkelerin iç işlerine nüfus edebileceğini, olağan üstü tarihi ve felsefî derinliğe sahip olduklarını, derin devletleri kontrol edebileceklerini, süper teknolojiye sahip olduklarını, dünyanın en zengin ve güçlü ailelere sahip olduklarını, dünyayı birkaç ailenin yönettiği…. şeklinde, özellikle İsrail lehine üstünlük psikolojisi aşıladıklarını görüyoruz.

Örnek vermek gerekirse; TRT’deki Payitaht Abdülhamit dizisi, fark ettirmeden Siyonizm propagandası yapıyor. Halkın bilinç altına sübliminal mesajlar pompalıyor. Dönemin süper gücü Osmanlı Devleti’ne nasıl nüfuz ettiğini ve yönetimi nasıl felce uğrattığını aşılamaya çalışıyor.

Maalesef bu propaganda ile bilerek ya da bilmeyerek, Müslümanların şevki kırılmaya çalışılıyor ve mücadele azmine ket vuruluyor. Bu durum, Müslümanların bilimde, sanatta, teknolojide, mimaride, ticarette, eğitimde, kültürde… geri kalmalarına daha çok sebep oluyor.

Fakat tuhaf olan bir şey daha var ki, kağıttan kaplan kesilen bu kesimler, iç siyasete malzeme ve prim kazandırmak için bazı dönemlerde, özellikle İsrail’in de desteği ve bilgisi dahilinde bu algı operasyonlarını devreye sokmaya çalışıyorlar.

Ne yazık ki hiç kimse, bu maşaların kapalı kapılar ardında yaptıkları kirli siyasî ve ticarî anlaşmaların farkında bile değildir.

Geçenlerde AKP genel başkanı, co.co. marka içeceğin açılışını yaptı. Açılışına katıldığı için karşı değilim. Sonuçta bu ülkedeki insanlara istihdam kapısı açmış, devlete de vergisini veren bir şirket.

İslamcılar ve özellikle AKP genel başkanı, “no Muhammed ve no Mekke” içecek şirketinin açılışını yapması, prensiplerinden ve hassasiyetlerinden ödün verdiklerini ve verebileceklerini bizlere göstermiş oldu. Karşı olduğum husus, bu kesim yıllarca içecek şirketinin “no Muhammed no Mekke” diye marka oluşturduklarını dillendirdiği halde şu anda susmuş olmasıdır.

Karşı olup, gizliden içenler mi dersiniz. Ramazan’da sofraların olmazsa olmazı mı dersiniz. Öyle bir hale getirildik ki, insanlara gına geldi, bazen insanlar inadına bile içmeye çalıştı. İnsanlar arasında zenginlik göstergesi bile sayılıyordu. En muteber misafirlere ikram edilmesi meziyet sayıldı.

Tuhaf olan, mütedeyyin halkımızın duygularını yıllarca istismar edip, İsrail karşıtlığı üzerinde kurulan içecek kampanyası…

Bu içecek şirketinin Gazze de 4.fabrikasını açtığını, Gazze’deki halkın istihdam kapısı olduğunu, öğrencilere burs verdiğini biliyor musunuz?

Ne diyeyim.
Parti tebaası kapak bile açmadan, sultan fabrikayı açtı. Afiyet olsun.. Galiba, AKP İslamcıları sekülerleştirecek.