"Enter"a basıp içeriğe geçin

Muhafazakâr otel yalanı

Son günlerde sıkça duyduğumuz, artık herkesin dilinde ve hemen hemen her işletmeye başlık olan “muhafazakâr” kelimesinin üzerinde durmanın zamanı geldi de geçiyor bile.
Peki nedir bu muhafazakâr kelimesi?
Kelime anlamı, sahip olduğu değerleri muhafaza eden kişidir. Ve geleneksel sosyal etmenlerin muhafaza edilmesini destekleyen politik ve sosyal bir felsefedir.
Daha belirgin olarak, ilgili toplumun içinde bulunduğu çağın gereklerini göz ardı etmeden, tarihi, kültürel ve medeni birikimlerini kaybetmeden, kısaca öz dinamiklerinin değişmesine karşı direnç gösteren, toplumsal ve kültürel değerlerin korunmasını savunan bir görüştür.

Muhafazakârlık kelimesinin anlamını böyle dile getiriyor Vikipedi. Buradaki tuhaflık ise muhafazakâr eş, muhafazakâr aile, muhafazakâr işletme ve en çok derinden yaralayanı ise muhafazakâr otel kelimesinin hızla yaygınlaşmasıdır. Bu kelimenin anlamını tam anlayamadan her yere yakıştırıyor olmamız ise beni oldukça üzüyor. Üstelik hakkını verememek ise, üzerinde durulması gereken önemli bir konu.

Burada beni en çok düşündüren, muhafazakâr otel ya da İslami otel adı altında dini görüş ve inançlarımızı istismar eden sistemdir. Şimdi tatil zamanı, yorucu bir senenin ardından her ailenin istediği huzurlu bir tatil geçirmek. Ne yazık ki, tam da bu devrede araya muhafazakâr ve İslami otel denilen, fiyatlarının dudak uçuklattığı kurumlar giriyor. Bu tarz oteller, sadece dini görüşlerinden dolayı gidebilecek başka bir otel bulamayan insanların, tercihlerini kendilerinden yana yapacaklarından oldukça eminler. Sırf bu yüzden de ben diyeyim iki katı, siz deyin üç-dört katı fazla ücret talep etmekteler.
Sanırım borsayla beraber çalışıyorlar, çünkü her aradığınızda fiyat değişiyor. Mesela üç çocuklu bir ailenin bu tarz bir otelde bir hafta tatil yapması, seçeceğiniz oda tipine göre 3.000-4.000 ile 12.000 Euro gibi benim yazmaktan çekindiğim, onların ise istemekten utanmadığı rakamlara ulaşmaktadır.

Peki nedir onları bu denli pahalı yapan?
Alkolsüz içecekler ve bay bayan ayrı havuzlarının oluşu, evet sadece bu. “Siz bizim inancımızla dalga mı geçiyorsunuz?” Diye haykırasım geliyor. Ayrıca bu kadar parayı verip eşinizi sadece yemeklerde ve dinlenmeye odanıza giderken görüyorsunuz. Bu da işin trajikomik tarafı. Üstelik yurt dışından bu otellerde kalmak isteyen gurbetçilere bir de uçak fiyatı eklenince “durdurun dünyayı, inecek var…” diyesi geliyor insanın. Bu müsrifliğin ise dinimizle uzaktan yakından alakasının olmadığı ise aşikâr. Bir Müslümana yakışmayacak ölçüde gösteriş ve lüks almış başını gidiyor. Yiyecek ve içeceklerde müsriflik ve israflık ise diz boyu. Onca yemek her gün ziyan oluyor. Çocukların hâlâ açlıktan öldüğü bir dünyada, Müslümanların İslami otel adı altında yaptıkları israfı göz ardı etmek ise bize yakışmaz.

Nerede bu otellerin mütevazı oluşu? Oysa bir muhafazakâr her şeyden önce, mütevazı bir insan olmalıdır. İnsan yaratılışı ve doğası gereği sınırları olan bir varlıktır. Lakin hizmette ve israflıkta sınır tanımayan bu oteller değil mütevazı, muhafazakâr olmayı dahi hak etmiyorlar.
“Yiyiniz, içiniz lakin israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez” (A’raf 31) ayetini hiçe sayan, İslami otel ve muhafazakâr otel adı altındaki bu kurumları şiddetle kınıyorum. Birilerinin artık bunlara “dur!” Demesi gerekiyor. İnsanların inançlarını sömüren bu otelleri ve onları inançlarından dolayı bu düzene mecbur bırakan sistemi de kınıyorum.

Ne kadar acı, sırf inancıma göre yaşamak ve tatil yapmak istiyorum diye böyle bir düzene uymaya mecbur bırakılıyoruz. Fakat bunun muhafazakârlıkla alakası yok. Muhafazakârlık, değerlerimizin özünü kaybetmemekti, değerlerimizin korunmasını sağlamaktı.
Bu sebeple İslam’a ve inancıma uymayan bu tarz muhafazakâr ve İslami otellere karşı olduğumu dile getirmek istedim. Daha doğrusu bu otellere bu adların yakıştırılmasını doğru bulmuyorum. Ve daha fazla inanç sömürülüğü yapılmasının karşısındayım. Hiçbir şeye mecbur değilsiniz. Sırf tesettürlü ve muhafazakâr kalmak istiyorsunuz diye dinimizin bu kurumlara alet edilmesine seyirci kalmayın. Gitmeyin kardeşim! Sizi inancınızla, paranızla sömüren bu tarz otellere gidip çoğalmalarına müsaade etmeyin.

Buradan yetkililere seslenmek istiyorum! Bu tarzdaki otellere bir düzenleme yapmanın zamanı gelmedi mi? Gösterişten ve yalandan uzak, inancını dosdoğru yaşamak isteyenleri de anlamanın zamanı gelmedi mi?
Muhafazakâr otel yalanlarından ailenizi, kendinizi ve de bütçenizi korumanız dileğiyle!..
İyi tatiller…

Sevgiyle…

 

 

 

Fotoğraf Kaynak: www.its.de

Fadime Çetinkaya

30 Ekim 1978 doğumlu, her şeyden önce kul, sonra evlat, eş ve anne olma çabasında…
Yazdıkça öğrenenlerdenim…