"Enter"a basıp içeriğe geçin

Bağımlı medya ve şuursuzlaştırılan toplum

Günümüzde toplumlar, medya araçları sayesinde bilgilendirilmektedir. Bilginin güvenilir ve tarafsızlığı çok önemlidir. Bilginin güvenilir ve tarafsızlığı ancak ve ancak 5N 1K sorgu süzgecinden geçirilmesiyle sağlanabilir. Hele bu bilgi toplumun akıbetini ilgilendirecekse bu kriterler ve daha başka kriterler de dikkate alınmalıdır.

Özellikle insanın ve insanlık değerlerinin kutsal kabul edildiği toplumlarda bu hassasiyetler, mutlaka dikkate alınmalıdır.

İnsanlık medeniyeti; binlerce medeniyetin ve kültürün sermayesidir. Bu sermayeye ilk insandan son insana kadar herkes; rengine, diline, dinine, coğrafyasına, tarihine, ekonomisine… kısacası kendi ölçüsünde bir tat ve desenle katkı sunmuş ve sunacaktır.

Tarihte var olan ve varlığını devam ettiren toplumlar, yaşadıkları musibetlerden aldıkları dersler neticesinde var olma mücadelelerini sürdürebilmişlerdir. Geçmişte kaç devlet kurduğunuz önemli değildir. Önemli olan kaç devletin yıkılışını engelleyebildiğinizdir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturu sadece insanın temel ihtiyaçlarının karşılanmasıyla devletin yaşatılmayacağını, varlığını devam ettiremeyeceğini de anlatmaya çalışmaktadır. Burada devleti yaşatacak olan insanların güvenilir ve faydalı bilgiyle donattığınız hususu da çok önemlidir.

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’den (s.a.s.) rivayet eden Hz. Enes (r.a.); “ilim Çin’de olsa alınız” hadis-i şerif-i bizlere güvenilir ve faydalı ilmin öneminden bahsetmektedir. Aslında bilimsel bilgiyi tavsiye etmektedir. Bilginin didik didik sorgulanmasını tavsiye etmektedir.

Milletin iradesini temsil etmeye karar veren siyasi partiler, milletin tamamını temsil etmeseler de mutlaka belli yüzdeliğini temsil etme iradesine sahiplerdir. Bu partilerin temsilcileri fark gözetmeksizin tüm kesimleri öncelikle güvenilir ve tarafsız bir şekilde bilgilendirmeleri gerekmektedir. Bunu da medya yoluyla yapıyorlarsa buna çok daha dikkat etmeleri gerekmektedir.

Toplum yöneticileri, aynı zamanda toplumu eğitmekle de mükelleftir. Yöneticilerin kriterlerinden biridir aynı zamanda eğitimcilik. İyi bir eğitimci, güvenilir ve faydalı bilgiyi aktarmakla sorumludur.

Sunulan bilgi, toplumun zekasıyla, seviyesiyle, ahlakıyla, ferasetiyle, basiretiyle çelişmemelidir.

Böyle bir durum aklını kiraya vermeyen ve “sorgulamayan akıl başta yüktür” düsturuna uyan fertler tarafından fark edildiğinde, bu fertler o toplumun içinde olmadıkları için kendilerini şanslı kabul edeceklerdir ve gayri-meşru bilgi musibetine maruz kalan toplumsal kesimleri de acınacak halde olduklarını düşüneceklerdir.

Burada sorgulanması gereken bilginin kaynağı ve bilgiyi topluma ulaştıran aracı kaynaklardır. Hepinizin bildiği gibi bilgilendirmeler iletişim araçlarıyla yapılmaktadır. Fakat iletişim araçlarını da kullanan medya kurumlarıdır. Bu taşıyıcıların hangi amaçla bilgileri manipüle ettikleri sorgulanmalıdır.

Çoğu zaman medyadaki bilgiler ve bilgilendirmeler gerçeğe aykırılık teşkil etmektedir. Bu aykırılığı bilerek mi yoksa talimatla mı yaptıklarını ancak hiçbir beklenti ve çıkarı olmayan içlerinde tarafsız ve güvenilir medya mensupları ve kurumları yardımıyla öğrenebiliyoruz.

Daha sonra, öğrendiklerimize göre bu bilgi manipülasyonları çoğu zaman kral ve kralcılar tarafından yapılmaktadır. Daha açık söylemek gerekirse; iktidar ve muhalefet partileri ve tetikçileri bu bilgi manipülasyonlarını kontrol etmeye çalıştıkları görülmektedir.

Muktedirler, bağımlı medya vasıtasıyla toplumu özellikle bilerek şuursuzlaştırmak istemektedirler. Görünürde modern ve demokrat görünseler de; aslında feodal zihniyetli derebeyliklerini hep korumuşlardır. İtaatkâr ve köle ruhlu maraba bir toplum tahayyül ediyorlardır. Cemil Meriç’in ifadesiyle toplumun idraklerine “deli gömlekleri”ni giydirmek istemektedirler. Şuursuz insanın da yaşayan ölüden farkı yoktur.

Dün milletin göbeğiyle alay edenler ve o gün sözde göbeğini kaşıyanlara sahip çıkanlar, maalesef bugün o milletin zekasıyla alay etmekten geri durmuyorlar.