"Enter"a basıp içeriğe geçin

1 Adam 1 Koltuk

Adam, elleriyle başının üstünde uzanmakta olan gri renkli boruyu sıkı sıkıya kavramıştı. Boruyu bir an bıraksa, bütün dünya onunla birlikte devrilip darma duman olacaktı. Ellerini yüksekte tutması kollarının uyuşmasına neden olmuştu. Yüzü asık bu adamın bir derdi mi vardı? Yoksa boruyu tutan elleri ve kollarının ağrısından mı yüzü asıktı? Bilinmez. Bir an için, kollarında takat kalmamış olacak ki, boruyu bırakıverdi. Boruyu bırakması ile şoförün frene basması arasında zaman farkı olmayışı adam için tam bir talihsizlikti. Can havliyle yan tarafında uzanan boruyu tutunca, otobüsün içinde yere yuvarlanmaktan son anda kurtuldu. İnsanların gülen yüzlerle kendisine baktığını fark etmiş olacak ki, arkasını dönüp otobüsün camından dışarıyı izlemeye koyuldu. Yolun kenarına dizilmiş camdan binaları, son süratle yanlarından geçen otomobilleri ve yaya kaldırımında yürüyen ya da bekleyen veyahut bir bankta oturmuş kara kara düşünmekte olan insanları izledi. Bir süre sonra bundan da sıkılıp yanında aynı şekilde beklemekte olan, fakat beklerken elindeki kitabın aynı sayfasını hiç çevirmeden, bilmem kaçıncı defadır aynı cümleyi tekrar tekrar okuyan gencin kitabına bir göz atmak istedi. Bu da can sıkıntısını gidermemişti. Yıllardır aynı yolu defalarca gidip gelmişti. Fakat bir türlü alışamıyordu. (Evi ile işi arasındaki bu bir buçuk saatlik yolculuğa.) Oturmakta olan insanları incelemek en keyiflisiydi. Ne zaman kalkacaklarını tahmin ederek yanlarına yaklaşıp, kalkar kalkmaz sanki gidenin veliahtı kendisiymiş gibi ya da makamında yükselmiş bir memur gibi kıvançla ve gururla koltuğa oturmak hep keyif vermişti kendisine. Boruyu tutan ellerin arasından sıyrılarak gözüne kestirdiği koltuğun yanına geldi. Oturmakta olan kadın çok huzursuzdu. Birkaç dakikada bir başını kaldırıp ön camdan dışarıyı görmeye çalışıyordu. Çünkü yanında oturmakta olan kilolu tombul erkek çocuğu maalesef yan camı nerdeyse kaplamıştı. Kadın ha kalktı ha kalkacak havasındaydı. Ön camdan dışarıya bakma sıklığı artınca, adam daha bir umutlanıyor ve koltuktan uzaklaşmamak için oldukça fazla çaba sarf ediyordu. Binen her yolcu için ileriye doğru adım atılması gerekiyor. Aynı zamanda da inen yolculara kibarca yol vermesi gerekiyordu. İnen yolcuların yerine koltuğa oturanlar dünyanın en mesut insanları gibi koltuğa gömülüyor. Yolculuklarının geriye kalan kısmını oturarak geçirmenin bahtiyarlığını yaşıyorlardı. Nihayet adamın beklediği an gelmişti. Kadın elini uzatıp inecek var düğmesine dokununca, adam koltuğa daha bir yaklaştı. İnenin yerini başkasına kaptırmamak için ileriye doğru hamle yaptı. Otobüs bir sonraki durakta durdu. Kadın yan koltukta oturmakta olan sıska çocuğa dönerek: “Gideceğin yer karşıda evlat.” Deyiverdi. Adam gayri ihtiyari kadının gösterdiği tarafa baktığında, sıska çocuk ayağa kalkmıştı fakat kalktığı  koltuk boş değildi.