"Enter"a basıp içeriğe geçin

Faşistlikte Hollanda’yı geride bıraktık

Malumunuz Hollanda yönetimi, ülkede yapılacak seçim öncesi, Türkiye’den giden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımıza yasak uygulamıştı. Olay yaşanmadan önce Hollanda yetkilileri, Türkiye yetkilileriyle konuşarak gerekli bilgilendirmeleri yapmışlardı; ülkemizde şu anda seçim var, seçimimiz bittikten sonra gelebilirsiniz…

Hatta mevcut iktidar tarafından “seçim kanunu”nda gerekli yasak konulmuştu. Yurt dışında seçim amaçlı çalışmaların yapılmayacağı şeklinde hüküm verilmişti önceden.

Görüşmeler ve seçim yasakları hükümet tarafından bilinmesine rağmen, Hollanda’ya çıkartma yaparak referandum öncesi, vitrinlerde boy gösterildi.

Tabiî ki, Türkiye’yi temsil eden bir bakana yasak konulması kabul edilecek bir durum değildir.

Meşru ve demokratik ölçüde, ulusal ve uluslararası kamuoyunun da desteğini alarak en yüksek perdede, yapılan yanlış uygulamayı eleştirebilir, kınayabilirdik…

Maalesef yapamadık ya da bilerek yapmadık.

Fakat eleştiriler ve kınamalar meşru ölçüden ziyade, Hollanda’daki vatandaşlarımızı sokaklara dökerek illegal protestolar yaptırtarak hayatlarını tehlikeye attık.

Meydanlarda, televizyonlarda, gazetelerde; Hollanda’nın, ırkçı, faşist, İslam düşmanı olduğunu günlerce seslendirdik.

Liderler, ülkeler eleştirildi günlerce…

Daha sonra yetkililerce kapalı kapılar arkasında konuşulduğu, uzlaşıldığı bilgisini basında öğrendik.

Gelelim asıl konuya. Türkiye’de yapılan uygulamaların Hollanda’dan ne farkı var?

Acaba faşistliği biz mi Hollanda’ya ihraç ettik?

Gerçi Hollanda faşist bir ülke olsaydı Müslüman bir belediye başkanına hayat hakkı tanımazdı.

Hollanda’nın başka milletlere yaptığı faşist uygulamaları, maalesef kendi insanımıza fazlasıyla yapmaya çalışıyoruz…

Vatan ve millet sevgisinden zerre şüphe edilmeyecek MHP milletvekili Meral Akşener gibi bir insan, “öz yurdunda garip, öz yurdunda parya” muamelesi görmektedir.

Türk siyasetinde tabuları yıkan, siyasete farklı bir renk, ses ve soluk getireceği her halinden belli olan bir sima.

Kariyeri ve siyasi hayatı hem parlak hem de zorluklarla, engellerle baş edebilen korkusuz bir insan.

Siyaseten büyük bir rakip ve tehdit kabul edilmektedir. Mevcut liderlere göre, güçlü ve karizmatik bir lider imajı veriyor.

İktidarıyla, muhalefetiyle herkes bu “Cesur Yürekli Kadın“a karşı adeta ittifak kurmuş.

Tehdit ediliyor, hakaretlere uğruyor, gittiği toplantılar boykot ediliyor, salonları kapatılıyor, elektrikler kesiliyor ve daha birçok engel sayabiliriz.

Yapılanlara bakınca, niyetleri çok kötü. Ellerinden gelse, içtiği suyu, aldığı nefesi bile kısarlar.

Vicdanları ölmemiş, kutsal inançlarında bu haksızlığa fetva verilmeyeceğine inanan, ideolojik ve dünya görüşlerinde insanı ve insan haklarını kutsayan herkesi, Meral Akşener’e yapılan faşist uygulamalara karşı seslerini yükseltmelerini diliyorum…