"Enter"a basıp içeriğe geçin

Suriyeliler vatandaşlığa nasıl alınmalı?

Bu mesele yeni değil, en az 5 yıldır gündemde…

Peki, ne oldu?

Ne olduğunu söyleyeyim: 2016 yılında, 14 bin kişi vatandaşlığa alınırken, 24 bin kişi de çıkarıldı. (Türkiye İstatistik Kurumu, -TÜİK-)

Görüldüğü gibi, vatandaşlığa alma-çıkarma konusunda, çıkarılma tarafı 10 bin önde…

Bu ne demek?

Bu, dışarıdan “Türk Vatandaşlığı”na kabul edilmek o kadar kolay değil demek.

Hatta Türk vatandaşlığına geçmek, pek çok Avrupa ülkesinden bile zor… Meselâ, AB ülkelerinin çoğunda, o ülkede doğmak, otomatik olarak oranın vatandaşı olmayı sağlarken, Türkiye’de bu mümkün değil. Zaten, öyle olsaydı, 5-6 yıldır Türkiye’de doğan yüz binlerce Suriyeli çocuk Türk vatandaşlığına geçmiş olur, yukarıdaki 14 bin rakamı da yüz binleri bulurdu.

Hâl böyle olduğuna göre, müsterih olmak lâzım… “Suriyeliler vatandaşlığa geçirilecek” diyen iktidarın da, 3 milyon Suriyelinin tamamına vatandaşlık vereceğini hiç sanmıyorum. Zira Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Kilis gibi Suriye’ye komşu bazı il ve ilçelerdeki Suriyeli sayısı Türk nüfusun üzerinde. Suriyelilerin tamamına vatandaşlık verirseniz nüfus yapısı altüst olur. Uzun vadede ise, hiç istenmeyen siyasî taleplerin ve güvenlik tehditlerinin kapısını aralamış olursunuz. Kendi tabanından da tepki olduğundan, milyonlarca Suriyeliye iktidarın vatandaşlık vermesi pek söz konusu olmayacaktır.

Türkiye’de iş kurmuş, mülk almış, işe girmiş olanlarla sınırlı tutulacağını tahmin ediyorum. Bu rakamın da yıllık 20 bini geçmeyeceği görüşündeyim.

Doğru olan da budur.

x   x   x

FAKAT MİLYONLARCA GÖÇMENİN DURUMU NE OLACAK?

3-4 yaşındaki çocuklar dilendiriliyor. Okul yaşındaki çocuklar başıboş bir şekilde ortalara salınıyor. İstikbal için çok büyük bir potansiyel tehlikeyle karşı karşıyayız.

Vatandaşlık verilsin-verilmesin, bu aileler mutlaka kayıt ve kontrol altına alınmalı, çocuklara mutlaka “düzenli bir eğitim” verilmeli, sokaklardan kurtarılmalı, “vatandaşlığa geçmek için EĞİTİM ŞART”ı getirilmelidir.

Önümüzde 21’nci asrın en çetin problemi var. 20-30 yıllık, uzun vadeye yayılan bir planlamayla mesele çözülmeye çalışılmalıdır.

Suriyelilerin hepsi vatandaşlığa alınabilir belki… Ama eğitilerek, Türk kültürüyle bütünleştirilerek, 30 yıllık bir süreye yayılarak ve her yıl belli bir sayıda olmak üzere!

 

x   x   x

“SEVABA GİRMEK İSTERKEN GÜNAHA GİRMEYİN”

Bu sözün Mevlana’ya ait olduğunu söyleyen Doktor Alev Özmehmet, konferansında çarpıcı bir örnek verdi:

“Siz, sevaba girmek için çocuk bir dilenciye para verirsiniz. Oysa o para çocuğa gitmediği gibi, para veren her kişi, çocuğu biraz daha sokağa mahkûm eder.”

Okula gitmesi, eğitim alması gereken bir çocuğu sokağa mahkûm etmekten daha büyük bir günah olabilir mi?

Birkaç gün evvel, bir TV haberinde gördüm; bir zabıta memuru “dilenci” kılığına girmiş, 1 saat içinde 80 lira toplamış. Dilenciye para verirken bunu da hesaba katın!

İsmail Hakkı Cengiz

Sandıklı’da doğdum. Anadolu Üniversitesi, AÖF, Uluslararası İlişkiler Bölümünde 3’ncü sınıf öğrencisiyim. Okumayı ve yazmayı seviyorum. “Varoluşunu Duya Duya Yaşamak” adlı eserim 2001’de yayımlandı. 2001 – 2007 tarihleri arasında, Bornova Erkek Yetiştirme Yurdu, TEGV Egekent – İzmir birimi ve İzmir Hasan Tahsin İş Okulunda gönüllü faaliyetlerine katıldım. Halen TEMA Vakfı üyesiyim. Ocak 2008’den beri, haftanın 6 günü yazıyorum, makalelerim Sandıklı Haber gazetesinde ve çeşitli sitelerde yayımlanıyor.