"Enter"a basıp içeriğe geçin

Bahara doğru

Soğuk bir kıştan sonra, herkesin yapmak istediği bir şeyi yaptım. Toplamaya başladım hayatın bavullarını. Tam yolculuk zamanı bahara doğru…

Kapatıp hüzün perdelerini, açınca hasret lambasını ateşi kayboluveriyor kuzine sobanın. Üzerinde kaynayan bu demlikler de olmasa, içini ısıtabilir mi hiç? Her şeyi toplamaya başladım, arada demli bir çayla, veda ediyorum en son okuduğum kitaba. Ne çok şey biriktirmişim aylardır, farkında olmadan. Hastalıklar, hasretler, üzüntüler ve sevinçler… Korkular, endişeler ve bu gelip gitmeler…
Sırayla bir bir aldılar yerlerini götüreceklerim, kırmızı bavulda.
Dedim ya, yolculuk başladı bahara doğru…

Kısacık günlerin ardından, görmeye pek fırsatım olmayan güneşe “merhaba” dedim, bugün ilk olarak. Göz göze geldik yolculuk öncesi.
Ne kadar da özlemişim sıcaklığını, terasa bakan bahçeye doğuşunu.
Onun ışıklarını da koydum bugün o kırmızı bavula, akşamdan kalan birkaç yıldız ile birlikte. Yolculuk başlarken rüzgârı da bıraktım ardımda, varsın deli poyrazdan essin diye. Açılmadık mektuplar ise masanın üzerinde, yer kalırsa belki gelebilirler benimle birlikte.

Telefonda ise özlediğim bir dostumun sesi “kardan gelemedim, göremedim seni” dedi. Oysa ben, hasreti çoktan orada bıraktım bile. Kavuşmalar doldurdum, kırmızı bavula. Artık özlemek yok, ayrılık yok…
Yeni umutlar, yeni ben, yüreğimde sevdiklerim ve bir de kedim Boncuk.
Yolculuk başladı bahara doğru…

Bir de bavula koymadığım vefasızlar, acılar ve hüzün var. Onlar kışta kalsın istedim. Yakışmıyorlar çünkü, mis kokan havasını bozmasınlar baharın. Bunca yolculuk çaysız olur mu hiç? Bu yüzden kışın ayrı bir yeri var sıcacık çayın bende. Soğukta büyük bardaktan içerim, bitmesin diye.
Şimdi zamanı işte ince belli bardağın. Her şey hazır, tıpkı demini alan çay gibi.
İçimdeki çocukla, yolculuk başladı bahara doğru.

Yaza kadar misafirim, bahar kokacak dört bir yanım. Hiçbir çiçek almadım yanıma, sırf bu yüzen. Taze tomurcuklanmış sevda çiçeği hariç. Bu arada unuttum sanmayın, unutmadım tüm deliliklerimi de aldım yanıma. Yoksa nasıl katlanabilirim, bunca zaman bendeki bana?
Hasret dedikleri biter mi? Bir tutam çılgınlığım da olmasa. Şurada bahara, yeni yeni başlangıçlara ne kaldı ki?

Kıştan çıkan özlem dolu baharı anladım tam da bu gün. Sanki cemre toprağa değil de yüreğimin tam ortasına düştü. Yüzümdeki gülümseme de sırf bu yüzden. Öyle ya en çok huzur, bu aylar da hissedilirmiş. Huzuru hissetmeye, yeni başlangıçlara hazırım ben. Unutmadan, kitaplarımın hepsi sığmadı kırmızı bavula, onları da bıraktım, Şubat’ın soğuğuna. Bu bahar yeni hayaller, yeni kitaplar gelecek ne de olsa.

Kitapların en güzeli, baharda yazılacak. O zaman okunacak, en duygu yüklü hikâyeler, hayal dolu masallar.
Ve sevgi dolu şiirler…
Tüm bu umutlarla, bir kırmızı bavulum, yüreğimde sevdiklerim, kedim Boncuk ve bir de ben,
Yolculuk başladı bahara doğru…

 

 

 

 

 

Fotoğraf Kaynak: http://www.einfachtierisch.de/katzen/urlaub-mit-katze/katzen-im-urlaub-an-die-fremde-umgebung-gewoehnen-id84176/

Fadime Çetinkaya

30 Ekim 1978 doğumlu, her şeyden önce kul, sonra evlat, eş ve anne olma çabasında…
Yazdıkça öğrenenlerdenim…